|
Ankara Ekin Tiyatrosu ‘Midas’ın Kördüğümü’nü sunuyor.
KEÇİ TÜRKÜLERİ BUGÜNÜMÜZE SESLENİYOR
1975 Türk Dil Kurumu oyun ödülünü alan ‘Midas’ın Kördüğümü’, uzun yıllar sonra, yazar Dilmen’in yaptığı küçük eklemelerle ve Erhan Gökgücü’nün rejisiyle yeniden yaşama geçirildi. Ankara Ekin Tiyatrosu oyunu turnelerle Anadolu’ya da taşıyacak.
Ayşegül Yüksel
Güngör Dilmen’in ünlü ‘Midas Üçlemesi’nin son oyunu ‘Midas’ın Kördüğümü’ 1975 Türk Dil Kurumu Oyun Ödülü’nü almıştı. Çok sık sahnelenen bir yapıt değil. İlk kez Ankara Ekin Tiyatrosu’ndan, Erhan Gökgücü’nün rejisiyle izledim.
İki perde arasında Dilmen’den bir sürpriz armağan geldi: Cem Yayınlarından çıkan ‘Keçitürküsü’ (Tiyatroda Şiir) başlıklı kitabı. Gecenin oyundan sonraki bölümünü kitabı okumakla geçirdim. Dilmen’in yazdıkları iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde yazarın oyunlarından -şiir düzeninde yazılmış- parçalar yer alıyor. İkinci bölümde ise yazar ‘tiyatroda şiir’ konusuna odaklanmış. Dilmen oyunlarında ‘serbest nazım’ kullanıyor. Ancak, ‘tiyatroda şiir’ anlayışı yalnızca sözel düzeyde bir ‘iç ahenk’i değil, sahnenin görsel-işitsel tüm alanlarındaki anlatımları kapsıyor. ‘Midas’ın Kulakları’nın ‘opera’, ‘Kurban’ın da ‘bale’ uyarlamasının yapılmış olması raslantı değil...
Dilmen, ‘şiir’ bağlamında T.S. Eliot’un saptamalarını sıklıkla anımsatıyor kitabında. Belli ki tiyatroda ‘şiir kullanımı’ Dilmen’e yalnız İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde görmüş olduğu Klasik Filoloji eğitiminden değil, aynı zamanda oyunlarında şiir dili kullanmış İngiliz yazarlarından da süzülüp gelen bir etki. Kitapta Mina Urgan ‘öğretmen’inden öğrendiklerini de örnekliyor yazar. (Sahi, üniversite öğrenciliğimin ilk yıllarında, dönemin genç, parlak yazarı Dilmen’i bizim İngilizce katında görmemiş miydim kaç kez!)
Birikimli oyun yazarlığı
Bu birikime bir de öğrenciliğini sürdürebilmek için ekmeğini kazanma yolunda Anadolu’nun çeşitli kentlerinde çalıştığı yıllarda kendi ülkesinin insanlarını yakından tanıma fırsatı edindiğini de eklersek, bir oranda, Dilmen tiyatrosunu oluşturan yeteneğin –oyundan oyuna değişen ya da kimi zaman buluşuveren- dayanak noktaları belirlenebilir: Felsefesi ve uygulamalarıyla Antik Yunan tiyatrosu, İngiliz tiyatrosu, Diyonisos kültürü, Anadolu’nunkini de içeren zengin mitoloji dağarcığı, bizim coğrafyamızın insanının yaşama bakışına ve davranış biçimlerine tanıklık, dilimizi kullanma ustalığı, sahnenin görsel-işitsel olanaklarını (müzik ve dans) kullanmada özen/titizlik...
Dilmen, oyunlarına eklemeler yapılmasına karşı çıktığını belirtiyor kitabında. Bunu öteden beri biliriz. Bu nedenle, birkaç ay önce bu sütunlarda okuduğunuz –Ayşe Emel Mesçi’nin sahnelediği - ADT yapımı ‘Kurban’ üstüne olan yazımda yer alan ‘Erkekler Korosu oyunsu hafiflikte’ saptamasını yadırgamış yazar; ‘bizim oyunda erkekler korosu yok ki’ diyor... Sevdiğim, artık aramızda olmayan yazarların metinlerine sahip çıkmayı severim. Ancak, ‘yaşayan’ bir yazarın tanıklığında yapıldığını sandığım bir sahne uygulamasındaki değişikliklere –oyunun oluşumunu çarpıtmıyorsa- karşı çıkmaktansa, bu değişikliği anlayıp değerlendirmeye çalışırım.
Erhan Gökgücü’nün sahnelediği ‘Midas’ın Kördüğümü’, hangi değişiklik yazarın, hangisi yönetmenin sorusunu gerekli kılmıyor, çünkü yönetmenin broşürdeki yazısında, Dilmen’den oyuna Ekin Tiyatrosu yapımı için küçük birtakım eklemeler yapması istendiği, yazarın da bu isteği yerine getirdiği belirtiliyor. Kıssadan hisse
Eklemelerin nedeni, metnin siyasal-toplumsal düzlemde oluşturduğu ‘mesel’i daha bir vurgulamak. Çünkü ‘kıssa’dan çıkarılacak ‘hisse’ bugünümüzle çok yakından ilintili: Büyük büyük dedesi, ilk Frigya kralı Gordiyos’un kağnısını bağladığı ipin ‘kördüğüm’ oluşuna kafayı takan Midas’ın ve boş inançların peşine saldığı halkının oyküsünü anlatan oyun, kendi ülkesine sahip çıkmayı bilmeyen bir önderin ve onun dümen suyunda giden halkının topraklarının er ya da geç başkalarının eline geçeceğini gösteriyor.
Yönetmen Gökgücü oyun metnine bağlı, temiz, ölçülü bir çalışma yapmış. Nursun Ünlü’nün özenli dekor ve giysi çalışması hoş ayrıntılar içeriyor. Kemal Günüç’ün müziği ve İhsan Bengier’in dans düzeni de oyunun ‘masalsı’ boyutunu destekliyor. Tek sorun, sahnede görkemli görsel-işitsel boyutların gerçekleştirilmesiyle yüksek düzeyde vuruculuk kazandığını bildiğimiz mitoloji/destan/halk öyküsü kökenli bir Dilmen oyununun, Ekin Tiyatrosu’nun minik sahnesine sığdırılma çabası içinde ‘oyunsu’ düzlemden –bir oranda- ‘çocuksu’ düzleme kaymasının engellenememiş olması.
Oyuna onaltı kişilik bir oyuncu ekibi can vermiş. Ayhan Ahıskal, Emine Semra Gökalp, Bülent Yıldıran, Halil Esen, Kutlay Akbal, Harun Güzeloğlu, Aliye Karahan, Özgür Gügül, Edip Tüfekçi, Miraç Gül, Fatih Murat Özdemir, Sinan Mordağ, Ayhan Altay, Burcu Akpınar, Murat Demirbaş ve Midas’ı canlandıran Hakan Güven. Güven’in oyunculuk çapının yıldan yıla ‘büyümekte’ olduğunu izlemek sevindirici.
‘Midas’ın Kördüğümü’ yapımı Ankara’da ve bir turne topluluğu niteliği de taşıyan Ekin Tiyatrosu’nun ulaşabildiği kent ve kasabalarda da sunulacak...
(Cumhuriyet, 17 Nisan 2007)
|