|
VAROLMAYAN SEVGİLER 81. Cadde 14. Bina 2 Numaralı Daire Yalnızlığı duyumsamanın adı “melankoli” olmuş. Bu tümceyi yazarken
anlamından kökenine kaydım. Evden uzakta, bir deniz kıyısında, yere
serptiğim buğdayları kapışan güvercinlerle baş başa olduğum için sözlük
karıştıramadım. İnsanların böylesine bencilleşip hainleşmediği elli yıl
öncesinde de sürekli ağlayıp konuşmayan, yemek yemeyen onsekiz yaşında
bir kız çocuğuna doktor “melankoli” demişti. Neden öyleydi.. daha
doğrusu öyle olmuştu? “Öbürleri” ne benzemediği, benzeyemeyeceği için
mi? Oysa yaşam bazıları için ne kadar kolay.. dahası eğlenceli, hem de
kazançlı olabiliyordu.. Düşünmeyenler.. doğruyu, yanlışı
araştırmayanlar, haksızı haklıdan ayırmayanlar nasıl da kolay ve rahat
yaşıyorlardı. Buna karşın da bazıları daha doğarken haksızlığın en
baştan başlayanı, sağaltılması en güç olanı “sevgisizlik”le
başlıyorlardı çarpılmaya. İşte şimdi de sahnede böyle biri vardı:
Annesiz, babasız, yetimhanede büyümüş bir kadın. Doğduğu gün kendi adını
taşıyan biri tarafından şimdi bulunduğu yere getirilmesi için
“Emanetçi”ye verilmiş kilitli bir bavulun karşısında geçmişine kayıyor,
çalan telefonla ilgilenmiyor, bavulu istemiyor, karamsarlığının
boğuculuğuna gömülüyor, koltuğa yumulup oturuyor. Yaşamında hiç birşey
istediği gibi olmamıştır ve artık hiçbir beklentisi yoktur. Tek istediği
Emanetçi’nin bavulu alıp götürmesidir. Ne yazık ki bu istediği de olmaz;
sonunda bavulu açar… bomboştur!.. Bu sahnede bazıları için yaşamın
boşluğu izlenilmektedir. |
| ana sayfa |