Kafkas Tebesir Dairesi

 

                                                                                       Sevda Şener

 

 

Yazan: Bertolt Brecht

Çeviren: Yılmaz Onay

Yönetmen: Barış Erdenk

Yönetmen Yardımcısı: Mehmet Yıldız

Dekor ve Kostüm: Volkan Bozok

Işık Tasarımı:Duran Güngör

Müzik: Paul Dessau

Koreografi: Sibel Erdenk

Müzik Düzenleme: Engin Bayrak

 

       Bertolt Brecht’in  Kafkas Tebeşir Dairesi adlı oyunu  Erzurum Devlet Tiyatrosu’nda Yılmaz Onay çevirisiyle sahneleniyor. Seyirciyi hem düşündüren, hem de ona tiyatro keyfi tattıran bir yorumla. Bertolt Brecht uzun yıllar   oyunlarıyla olduğu kadar  klasik tiyatro anlayışına karşı geliştirdiği epik tiyatro kuramı ile ilgimizi çekti. Geleneksel tiyatromuzun parçalı  yapısı ,  göstermeci oyunculuk biçemi ile epik tiyatronun bir dizi kendi başına bütün episoddan oluşan  yapısı ve sahne  illüzyonunu kıran oyunculuk anlayışı arasındaki benzerlik üzerinde duruldu. Altmışlı, yetmişli  yıllarda Brecht okuduk, Brecht inceledik, Brecht seyrettik. En önemlisi, tiyatromuzun kendi düşünsel ve estetik kimliğini bulmasında Brecht’ten  yararlandık. Yaşam  karşısında  bir duruş sahibi olma gücünü ve cesaretini gösteren oyunlar Brecht tiyatrosunun  etkisi  altında yazıldı. Bertolt Brecht, Sermet Çağan’ın Ayak Bacak Fabrikası’ndan, Oktay Arayıcı’nın Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi’ne, Haldun Taner’in Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’ından Turgut Özakman’ın Sarıpınar 1914’üne kadar pek çok başarılı oyunun  yazarına,  Ergin Orbey gibi, Yücel Erten gibi, Mehmet Ulusoy gibi  yaratıcı yönetmenlere esin kaynağı oldu.       

       Kafkas Tebeşir Dairesi seyirciye söyleyecek sözü olan bir oyun. Sözüne, toprağı daha verimli olacak biçimde işletmek isteyen bilinçli, mücadeleci  köylüyü tanıtarak  ve  üretimin önceliğini vurgulayarak başlıyor. Oyun boyunca, toplumsal düzenin bu yolda değişmesi için aşılması gereken engeller sergileniyor: Bu engellerin başında yalnızca kendi çıkarını düşünen, çıkarı uğruna halkını ezen, sömüren soylular gelmekte. Onu, soyluların kurduğu düzeni sürdürmek için uygulanan kurallar, düzenlenen adalet sistemi  geliyor. Korkak, kişiliksiz kalabalıklar bu düzene  ayak uydurma telaşında.  Oyunun kahramanı Gruşa ise, terkedilmiş bir bebeği  koruyup kollamak için   gösterdiği çabayla gücünü insan sevgisinden alan  özverili  halkı  temsil etmekte. Bu iki gücü   karşı karşıya getiren düğüm,  yaşanan gerçeklere dayalı sağduyu sözcüsü durumunda olan geçici yargıç Azdak tarafından  çözülüyor.  Azdak’ın, aynı zamanda hilebaz,  açgözlü,  ayyaş bir insan olarak çizilmiş olması,  Brecht’in halk tanımında yaptığı çeşitlemeyi gösteren ilginç bir kişileştirme. Bana göre oyunun cilvesi, tiyatro  sanatının ruhuna  uygun çılgın bir tipleme.  

        Kafkas Tebeşir Dairesi’nin  yönetmeni   Barış Erdenk,  Brecht’in çok açık  mesajını  oyun lezzetini kaçırmadan iletmeyi başarmış.  Özgün Dessau müziğiyle, Kafkas ve Erzurum halk oyunlarından uyarlanmış koreografisiyle, olay akışının hızlı temposuyla hem keyifle seyredilen, hem çok yönlü düşündüren bir yapım gerçekleştirilmiş. Yönetmenin, Erzurum Devlet Tiyatrosu’nun genç oyuncu kadrosunun dinamizminden doğru biçimde yararlandığı görülüyor. Sahnedeki hızlı devinim oyunun iletisini gölgelememiş; abartmamış da. Episodlar arasına yerleştirilmiş olan ve işlevi oyunun mesajını seyirciye iletmek olan  müzikli, danslı şarkılı bölümlerin seyirciyi  düşündürerek eğlendirmesi de , Brecht’in tiyatroda eğlendiricilik anlayışına uygun bir yorum. İletinin  sivri köşelerinin  yumuşatılmasını  ve seyircinin daha kolay ikna edilmesini sağlıyor. Bunda seyirciyle göz  teması kuran, canlı, kıvrak, güleç yüzlü, ayağına tetik  oyuncuların payı büyük.

        Kafkas Tebeşir Dairesi’nde  en göze dikkati çeken düzenleme epik tiyatro kuramında belirtilmiş olan  gestus uygulamasıdır. Soylu sınıf üyelerine maske takılmış. Bu sınıfın    bencilliğini  ve şekilciliğini belirtmek üzere tavırlarında  yapaylık gözetilmiş. Halktan kişilerin tavırları ise,  halkın içtenliğini belirtmek üzere doğal.  Burada en zor görev, hem  anlatıcı rolünü oynayan, hem de Vali, Laventi, İhtiyar Köylü, Zırhlı Süvarı, Ulak gibi  farklı rolleri üstlenen İrfan Kılınç’a düşmüş. İrfan Kılınç anlatıcı kimliğini bırakıp öteki rollere, oyunun temposunu hiç düşürmeden geçerek oyunun hızlı akışını sağlayan eksen kişi.  Sahne üstünde kılık değiştirerek farklı rolleri üstlenmiş olan Yasemin Ebrulun,  Özlem Erel, Gökhan Kocaoğlu, Serkan Kunter, Sezai Yılmaz, Taner Köse, Damla Ardal, sırası geldiğinde  maskeli ve yapay,     sırası geldiğinde  doğal ve gerçekçi  oyunculuk usluplarını uygulayarak  kıvrak bir oyunculuk sergiliyorlar.  Bu konuda benim tek eleştirim, soyluların yapaylığını  belirten tavırların fazla abartılı olması. Örneğin, oyunun asal karakterlerinden biri olan Azdak rolünde Ahmet Burak Bacınoğlu’nun, rolünü doğru yorumlamış olmasına, deneyimli bir oyuncu olduğunu göstermesine karşın,  tavır oyunculuğundaki abartısı ile seyircinin dikkatini temsil ettiği tavrın taşıdığı anlamdan çok kendi oyunculuk hünerine  yöneltiyor.  Bu da rolün gerektirdiği yadırgatma etmeninin  asal amacından saptırılması demek. Oyunda zaman zaman seslerin çok yükseltilmesi, temponun fazla hızlandırılması için de benzer bir tehlikeden söz edilebilir. Ezber bozmaya yönelik olması gereken yadırgama,  oyunun anlamından uzaklaştırmaya dönüşmemeli.

          Kafkas Tebeşir Dairesi’nde olay dizisinin  belkemiğini Gruşa’nın öyküsü oluştur. Gruşa, terkedilmiş bebeği sahiplenmesi, onu bakıp büyümek için sıkıntıya katlanması, sevdiği gençten ayrı düşmesi ve çocuktan vazgeçmemek  için gösterdiği çaba  ile oyunun kahramanı konumundadır.  Gruşa’yı başarıyla   canlandıran Bahar Başar ile sevgilisi rolündeki başarılı oyuncu Kutay Sungar sevimli bir ikili oluşturmuş.  Bu  ikilinin buluşma sahnesi ile Gruşa ile Vali’nin karısı arasındaki çocuğu sahiplenme  sahnelerinin ortadaki küçük döner sahne üzerine yerleştirilmesi  konunun   masalsı özünü öne çıkarmış. Yönetmen Barış Erdenk’i, eleştirel yönü ağır basan oyunu böyle zarif ve şiirsel bir  düzenlemeyle   tatlandırdığı için kutluyorum.   

          Kafkas Tebeşir Dairesi yapımının başarısında,  dekor ve kostüm tasarımcısı Volkan Bozok’un, ışık tasarımcısı Duran Güngör’ün, Koreograf Sibel Erdenk’in, müzikleri düzenleyen Engin Bayrak’ın katkısını unutmamak gerek. Orkestra üyelerini, sahne arkası çalışanları ile bütün Erzurum Devlet Tiyatrosu  kadrosunu kutluyor, Haziran ayında katılacakları Bonn Bienal’inde başarılar diliyorum. 

          

       

                                                                                (Milliyet Sanat. Nisan 2008)