Müge Gürman 'Salome'yi vurucu bir yorumla sahneye getiriyor

Oscar Wilde'ın trajik yüzü

*Oscar Wilde'ın trajik bir konuyu işleyen tek tanınmış sahne yapıtı olan 'Salome', Ankara Devlet Tiyatrosu'nun son yıllardaki çalışmaları arasında ön sırada yer alıyo r.

Oscar Wilde , 19. yüzyıl İngilteresi'nin Viktorya dönemine özgü orta sınıf ahlakçılığının ikiyüzlülüğüne, sahte incelik gösterilerinin altında saklanmış sıradanlığa hem yaşam biçimiyle hem de yapıtlarıyla tepki getiren bir yaman İrlandalıydı. Edebiyatın tüm türlerinde kalem oynatmış bir dil ve ironi ustasıydı. Yerini kimse tutamadı... Müge Gürman 'n Ankara Devlet Tiyatrosu'nda sahnelediği 'Salome' , bu çok yönlü yazarın karmaşık dünyasına açılan pencerelerden biri.

Oscar Wilde'ın tiyatrodaki ünü daha çok İngiliz 'davranış komedisi' ile 'iyi kurulu oyun' anlayışına dayalı 'gerçekçi melodram' türünü buluşturduğu oyunlarıyla oluşmuştur. Wilde'ın 'ağırbaşlı insanlar için hafif oyunlar' olarak nitelediği -en önemlisi 'Ciddi Olmanın Önemi' olan- bu yapıtların en vurucu özelliği, İngiliz dilinin, İngiliz gülmece anlayışıyla damıtılmış kullanımının estetik doruklara çıktığı -kusursuz örneklerini Shakespeare 'in yapıtlarında görebildiğimiz- 'esprili söyleşim' tekniğinin kullanılmasıdır.

Wilde'ın Fransızca yazdığı -daha sonra İngilizceye çevrilen- 'Salome' yazarın trajik bir konuyu işleyen tek tanınmış sahne yapıtıdır. Klasik edebiyat alanında köklü bir eğitim görmüş olan Wilde, 'Salome' yi yazarken 'üç birlik' kuralı (zaman-yer-olay birliği) ile 'tür birliği' kuralına bağlı kalmış ve tek uzam/zaman boyutunda yer alan tek bir olay üstünde odaklanmıştır. Dahası, tıpkı antik Yunan trajedilerinde olduğu gibi, oyun kişilerini ve olaylar dizisini 'mitolojik' bir öyküye dayandırmıştır. Ancak, Wilde'ın kullandığı mitolojik öykü 'Kutsal Kitap' tan alınmadır.

'KUTSAL KİTAP'TAN SAHNEYE

Wilde, büyük dinlerin çıkışına ve gelişmesine tanıklık etmiş, bu yüzden de tarih boyunca ağır bedeller ödemiş/ödemekte olan Ortadoğu'nun sancılı zamanlarından birini getirir sahneye. Yozluğun dibe vurduğu bir insanlık durumudur anlatılan. Yahudiye (bugünkü Filistin) ülkesinin kralı Herod 'un sarayında ay ışığı altında yaşanan lanetli gece boyunca, insanın içindeki karanlığın çeşitli görünümleri sunulur. İsa bu karanlığa son vermek için gelmiştir dünyaya.

Herod'un ikinci karısının kızı Salome, kralın tutsağı olan kâhin Yahya 'ya, Herod ise üvey kızına âşıktır. Ölümcül tutkulardır bunlar. Salome de, Herod da 'isteklerinin nesnesi' ne yönelik 'seçim' leri ile ironik bir konuma itilirler. Wilde şiirsel adaleti 'ironi' yoluyla gerçekleştirir. Klasik anlamda 'trajedi' sayılamaz, ama ustalıkla yazılmış bir oyundur 'Salome' ...

Çoğunlukla 'tek başına' konuşur gibidir oyun kişileri. Sanki sahnede duyulan 'iç sesleri' dir. Sanki çevrelerinde camdan duvarlar vardır... Salome'nin ünlü 'yedi tül' dansını yaptığı sahne dışında, oyun kişileri eski moda opera yapımlarındaki solistler gibi hareketsizdir. Sonuç olarak da sahnedeki olay 'grotesk' bir görünüm vermektedir. Wilde 'mitoloji' yi işlerken 'gerçekçi anlatım' a başvurmamıştır. Yönetmen Müge Gürman'ın çıkış noktası da Wilde'ın metninin dilsel açıdan 'Kutsal Kitap' tan aktarılmış duygusunu veren, hareket düzenine de yansıyan bu 'grotesk' özelliğidir.

MİTOLOJİK GÖRSELLİK

Bilim kurgu sinemasının, 'uzay çağı görüntüleri' ni 'ortaçağ görüntüleri' ile (bir başka deyişle, 'geçmiş' in söylensel birikimini 'gelecek' ile) buluşturma özelliği, Gürman'ın sahnede yaratacağı görselliğe temel olmuş. Arzu Kaprol 'un giysileri baştan sona bu 'karma tasarım' anlayışını yansıtıyor. İpek görünümlü kumaşlar yanında, plastik ve metal malzeme de akıllıca kullanılmış. Zeki Sarayoğlu 'nun iki farklı düzlemde (Herod'un sarayının terası ve şölen salonu) yer alan dekor tasarımına laser kullanımıyla 'mitolojik' bir görsellik kazandırılmış. Seyhun Ayaş 'ın ışık tasarımı ve Erkan Oğur 'un müziği ile atmosfer tamamlanmış. Gürman, 'iç ses' leriyle konuşan oyun kişilerini, birbirlerine değil de seyirciye seslenircesine konuşturmuş. Hareketler geometrik bir düzene oturtulmuş. Dilsel - sessel kullanımlara - bant kaydı duygusunu veren - mekanik özellikler katılmış. Başarılı oyuncu kadrosu Gürman'ın yorumuna uygun bir oyunculuk düzeni gerçekleştiriyor. Kral Herod'u oynayan Erol Kardeseci ise -sahnelemedeki bütün bu özelliklere karşın- 'gerçekçi oyunculuk' anlayışını sürdürmekte. Yönetmen Gürman, Kardeseci'ye bu ayrıcalığı neden tanımış? Oyunun ağır yükünü Herod taşıdığı için mi ya da sahnede 'iç sesler' yoluyla dışa vurulan 'iç hesaplaşma' ları 'çok yönlü' ve en karmaşık biçimde yaşayan tek oyun kişisi Herod olduğu için mi? Başka türlü açıklaması zor...

Salome'nin ünlü 'yedi tül' dansına gelince... Rita Hayworth 'ün dillere destan Hollywood filmindekine benzer bir 'esrik dans' gösterisi bekleyenler boşuna heveslenmesin. Genç sanatçı Burçak Işımer 'yedi tül' dansını uzay çağına özgü devinimlere taşıyor.

'Salome' yapımı Devlet Tiyatroları'nın son yıllarda yaptığı işlerin en iyisi...

Ayşegül Yüksel, Cumhuriyet, 3.10.2006

 

ana sayfa