Ben hasta bir adamım... Gösterişsiz, içi hınçla
dolu bir adamım" diye başlar anlatısına; Dostoyevski'nin
"Yeraltından Notlar'ında yarattığı, kurmaca yazının ilk
antikahramanlarından biri olan, 40 yaşındaki St. Pe-tersburg'lu
eski memur.Huysuz monologunun devamında da nasıl bir adam
olduğuna/olmadığına dair fikir yürütür: "Benim nasıl bir adam
olduğum belli değil: Ne ters bir adamım ne uysal, ne alçağım ne
onurlu, ne kahramanım ne de korkak... Kendi köşeme çekilmişim;
zeki insanların önemli bir iş tutamayacakları, tutanla-rınsa
aptal oldukları gibi kin dolu, boş bir avuntuyla günlerimi
doldurup gidiyorum".
İstanbul Devlet Tiyatroları, Dostoyevski'nin 1864'te
yayınlanan, sonraki büyük romanlarının öncüsü ve 20. yüzyılın
ilk varoluşçu romanı sayılan 'Yeraltından Nodar'ını başarılı bir
uyarlamayla sahneye taşıdı.
Roman iki ana bölümden oluşur. İlk bölüm, DT prodüksiyonunun
'Bay X' adını verdiği uzak bir akrabasından bir miras kalması
üzerine nefret ettiği memurluk görevinden ayrılan, kendini
iğrendiği toplumsal hayattan kopararak 'yer altı' diye
tanımladığı bir yalnızlığa sürükleyen adamın acı çekmekten zevk
almaktan ve mantığın saçmalığından dem vuran, hezeyanlı
monologundan oluşur.
AŞAĞILANMANIN KAÇ ÇEŞİDİ YARDIR?
İkinci bölümde ise, antikahramanımız uzak durduğu toplumu
sembolize eden, okuldan nefret ettiği bir arkadaşının veda
yemeğine kendini zorla davet ettirerek aşağılanmanın çeşitlerini
deneyimler ve onların peşinden zilzurna gittiği genelevde payına
düşen genç, yeni fahişe Liza'yla onu bu bataktan kurtulmaya
teşvik adına konuşarak kıza adresini verir.
Tabii ertesi gün yaptığından çoktan pişman olmuştur bile.
Çünkü o "alçağın biri, yeryüzündeki solucanların en iğrenci, en
gülüncü, en zavallısı, en aptalı, en kıskancı"dır.
Özgür Yalım eseri sahneye romanın kurgusuna sadık kalan ve
anlatımının gücüne güvenen, gayet birebir ve sade bir yaklaşımla
taşımış, çeşitli teatral 'trük'lerle göz boyamaya çalışmadan,
Dostoyevski'nin sözlerini Dostoyevski'nin karakterlerine ve
romanda yarattığı atmosfere bağlı kalarak yansıtmış.
Roman zaten bir monolog olarak yazılmış birinci bölümü ve net
sahnelere bölünebile-cek belirgin olaylardan oluşan ikinci
bölümüyle sahneye uyarlanmaya uygun bir metin ve Yalım'ın
uyarlaması sahnede çok iyi işliyor.
İMKÂN ZENGİNİ: AZİZ NESİN SAHNESİ
Aziz Nesin'in çok imkanlı sahnesini, yer altı dehlizlerini
çağrıştıran, arkaya doğru daralan bir tünel olarak tasarlayarak
sahne değişimleri için hareketli duvarlardan yararlanan,
mobilyalarda döneme sadık, renklerde kahverengi ve bejlere
yönelen Ali Cem Köroğlu'nun dekor tasarımı işlevsel ve metnin
atmosferini sahneye doğru bir biçimde yansıtıyor.
Bay X'i canlandıran Payidar Tüfekçioğlu bu insan olmanın
türlü psikolojik ve varoluşsal çelişkisinin ikonu karakterin
çelişkilerini oyunculuğunda ince ince işleyen bir virtüöz
titizliğinde, mükemmel bir iş çıkarıyor.
Uşak Apollon'u canlandıran Tayfun Savlıoğlu'nun sahne çalan
performansı ve fahişe Liza'yı bütün kırılganlığı ve hüznüyle
başarıyla canlandıran Ezgi Çelik'in yanı sıra yan rollerdeki
kastın oyunculuklarının da 'Yeraltından Notlar'ın iyi bir
prodüksiyon olmasında katkıları büyük.
'Yeraltından Notlar' prodüksiyonuyla ilgili beni rahatsız
eden iki şeye de değinmeden olmaz: Müzik olarak kullanılan ve
çeşitli sahnelerde, mekânın farklı yerlerinde aksiyona dahil
olmadan canlı olarak çalınan Balalayka bence gereksizdi.
Devlet Tiyatrosu nedense bu oyunlara canlı ama aksiyon dışı
enstrüman katma olayını çok seviyor, akordeonu da böyle sık sık
kullanırlar, beğenmiyorum ve bu oyunda da olmasaydı daha iyi
olurdu.
KİTAPÇIKTAKİ KADEHLER OYUNDA YOK
İkincisi ise, hâlâ çözemediğim bir aksesuar muamması. Oyunda
(ve romanda) okul arkadaşlarıyla lüks otelde veda yemeği
sahnesinde, şampanya içilir, benim izlediğim prodüksiyonda
bilindik alt tarafı daha şişman ve boynu yaldızlı şampanya
şişesi ve flüt denilen ince-uzun ya da yayvan ya da daha konik
biçimli olabilen ama kesinlikle şarap kadehinden çok farklı bir
biçime sahip şampanya kadehleri yerine bildiğimiz beyaz şarap
kadehlerinin kullanılması, döneme de otantik ayrıntılara da
gayet özenli yaklaşan bu prodüksiyonda bana yanlış geldi.
Sonradan oyunun kitapçığındaki fotoğrafları incelediğimde ise
o sahnenin fotoğrafında doğru şampanya şişesi ve kadehleri
kullanıldığını gördüm. Demek ki bu aksesuar tasarımında yapılmış
bir yanlışlık değildi ve orijinal aksesuarların başına sonradan
bir şey gelmişti (kırılmış olmaları çok muhtemel).
Her ne olduysa, yerleri keşke Çankaya şişesi ve şarap
kadehleriyle değil, başta yapılmış olduğu gibi, gerçek şampanya
şişesi ve kadehleriyle doldurulsaydı.
Orhan Pamuk, 'Yeraltından Notlar'a yazdığı önsözde "...Bugün
insan anlayışımızda, kendi kokumuz, pisliğimiz, yenilgilerimiz
ve acılarımızı sahiplenip sevebilmek ve aşağılanmanın
zevklerinde bir mantık olduğunu kabul etmek varsa bu görüşün
başlangıcı 'Yeraltından Notlar'dadır" der.
Bütün zaafları ve saçmalıklarıyla insan var oluşu üzerine
kafa yormak isteyen/istemeyen herkes romanı sahneye başarıyla
taşıyan bu yapım izlemeli. Romanı okuduktan hemen sonra
izlerseniz, o kitaptan uyarlanan film ve oyunlarda sıklıkla
yaşanan hayal kırıklığının tersine, daha da büyük zevk
alacaksınız.