Yeraltından Notlar

Hayatın zoraki davetlileri

Zeynep Aksoy , Birgün 08/02/07
 

 
Ben hasta bir adamım... Gösterişsiz, içi hınçla dolu bir adamım" diye başlar anlatısına; Dostoyevski'nin "Yeraltından Notlar'ında yarattığı, kurmaca yazının ilk antikahramanlarından biri olan, 40 yaşındaki St. Pe-tersburg'lu eski memur.

Huysuz monologunun devamında da nasıl bir adam olduğuna/olmadığına dair fikir yürütür: "Benim nasıl bir adam olduğum belli değil: Ne ters bir adamım ne uysal, ne alçağım ne onurlu, ne kahramanım ne de korkak... Kendi köşeme çekilmişim; zeki insanların önemli bir iş tutamayacakları, tutanla-rınsa aptal oldukları gibi kin dolu, boş bir avuntuyla günlerimi doldurup gidiyorum".

İstanbul Devlet Tiyatroları, Dostoyevski'nin 1864'te yayınlanan, sonraki büyük romanlarının öncüsü ve 20. yüzyılın ilk varoluşçu romanı sayılan 'Yeraltından Nodar'ını başarılı bir uyarlamayla sahneye taşıdı.

Roman iki ana bölümden oluşur. İlk bölüm, DT prodüksiyonunun 'Bay X' adını verdiği uzak bir akrabasından bir miras kalması üzerine nefret ettiği memurluk görevinden ayrılan, kendini iğrendiği toplumsal hayattan kopararak 'yer altı' diye tanımladığı bir yalnızlığa sürükleyen adamın acı çekmekten zevk almaktan ve mantığın saçmalığından dem vuran, hezeyanlı monologundan oluşur.

AŞAĞILANMANIN KAÇ ÇEŞİDİ YARDIR?
İkinci bölümde ise, antikahramanımız uzak durduğu toplumu sembolize eden, okuldan nefret ettiği bir arkadaşının veda yemeğine kendini zorla davet ettirerek aşağılanmanın çeşitlerini deneyimler ve onların peşinden zilzurna gittiği genelevde payına düşen genç, yeni fahişe Liza'yla onu bu bataktan kurtulmaya teşvik adına konuşarak kıza adresini verir.

Tabii ertesi gün yaptığından çoktan pişman olmuştur bile. Çünkü o "alçağın biri, yeryüzündeki solucanların en iğrenci, en gülüncü, en zavallısı, en aptalı, en kıskancı"dır.

Özgür Yalım eseri sahneye romanın kurgusuna sadık kalan ve anlatımının gücüne güvenen, gayet birebir ve sade bir yaklaşımla taşımış, çeşitli teatral 'trük'lerle göz boyamaya çalışmadan, Dostoyevski'nin sözlerini Dostoyevski'nin karakterlerine ve romanda yarattığı atmosfere bağlı kalarak yansıtmış.

Roman zaten bir monolog olarak yazılmış birinci bölümü ve net sahnelere bölünebile-cek belirgin olaylardan oluşan ikinci bölümüyle sahneye uyarlanmaya uygun bir metin ve Yalım'ın uyarlaması sahnede çok iyi işliyor.

İMKÂN ZENGİNİ: AZİZ NESİN SAHNESİ
Aziz Nesin'in çok imkanlı sahnesini, yer altı dehlizlerini çağrıştıran, arkaya doğru daralan bir tünel olarak tasarlayarak sahne değişimleri için hareketli duvarlardan yararlanan, mobilyalarda döneme sadık, renklerde kahverengi ve bejlere yönelen Ali Cem Köroğlu'nun dekor tasarımı işlevsel ve metnin atmosferini sahneye doğru bir biçimde yansıtıyor.

Bay X'i canlandıran Payidar Tüfekçioğlu bu insan olmanın türlü psikolojik ve varoluşsal çelişkisinin ikonu karakterin çelişkilerini oyunculuğunda ince ince işleyen bir virtüöz titizliğinde, mükemmel bir iş çıkarıyor.

Uşak Apollon'u canlandıran Tayfun Savlıoğlu'nun sahne çalan performansı ve fahişe Liza'yı bütün kırılganlığı ve hüznüyle başarıyla canlandıran Ezgi Çelik'in yanı sıra yan rollerdeki kastın oyunculuklarının da 'Yeraltından Notlar'ın iyi bir prodüksiyon olmasında katkıları büyük.

'Yeraltından Notlar' prodüksiyonuyla ilgili beni rahatsız eden iki şeye de değinmeden olmaz: Müzik olarak kullanılan ve çeşitli sahnelerde, mekânın farklı yerlerinde aksiyona dahil olmadan canlı olarak çalınan Balalayka bence gereksizdi.

Devlet Tiyatrosu nedense bu oyunlara canlı ama aksiyon dışı enstrüman katma olayını çok seviyor, akordeonu da böyle sık sık kullanırlar, beğenmiyorum ve bu oyunda da olmasaydı daha iyi olurdu.

KİTAPÇIKTAKİ KADEHLER OYUNDA YOK
İkincisi ise, hâlâ çözemediğim bir aksesuar muamması. Oyunda (ve romanda) okul arkadaşlarıyla lüks otelde veda yemeği sahnesinde, şampanya içilir, benim izlediğim prodüksiyonda bilindik alt tarafı daha şişman ve boynu yaldızlı şampanya şişesi ve flüt denilen ince-uzun ya da yayvan ya da daha konik biçimli olabilen ama kesinlikle şarap kadehinden çok farklı bir biçime sahip şampanya kadehleri yerine bildiğimiz beyaz şarap kadehlerinin kullanılması, döneme de otantik ayrıntılara da gayet özenli yaklaşan bu prodüksiyonda bana yanlış geldi.

Sonradan oyunun kitapçığındaki fotoğrafları incelediğimde ise o sahnenin fotoğrafında doğru şampanya şişesi ve kadehleri kullanıldığını gördüm. Demek ki bu aksesuar tasarımında yapılmış bir yanlışlık değildi ve orijinal aksesuarların başına sonradan bir şey gelmişti (kırılmış olmaları çok muhtemel).

Her ne olduysa, yerleri keşke Çankaya şişesi ve şarap kadehleriyle değil, başta yapılmış olduğu gibi, gerçek şampanya şişesi ve kadehleriyle doldurulsaydı.

Orhan Pamuk, 'Yeraltından Notlar'a yazdığı önsözde "...Bugün insan anlayışımızda, kendi kokumuz, pisliğimiz, yenilgilerimiz ve acılarımızı sahiplenip sevebilmek ve aşağılanmanın zevklerinde bir mantık olduğunu kabul etmek varsa bu görüşün başlangıcı 'Yeraltından Notlar'dadır" der.

Bütün zaafları ve saçmalıklarıyla insan var oluşu üzerine kafa yormak isteyen/istemeyen herkes romanı sahneye başarıyla taşıyan bu yapım izlemeli. Romanı okuduktan hemen sonra izlerseniz, o kitaptan uyarlanan film ve oyunlarda sıklıkla yaşanan hayal kırıklığının tersine, daha da büyük zevk alacaksınız.