Antigone mi haklı Kreon mu?

 

 

Sofokles yazdığında da yüzyıllardır söylenegelmiş ve tartışılmış bir söylenceydi Kral Oidipus’un ailesinin öyküsü. Kendisi ürpertici bir trajik hatayla babasını (bilmeden) öldürüp annesiyle (tabii ki yine bilmeden) evlendiğini öğrendikten sonra bu korkunç gerçeğe tahammül edemeyip gözlerini kör eder ve ortadan kaybolur. Trajik yaşam çocuklarını da izler. Oğulları yönetimine sahip olmak istedikleri Tebai kenti için savaşa girerler ve ölürler. Ancak, Oidipus’un kızlarıyla oğullarının başına gelen olaylarda, doğrularla  karşı karşıyaydılar hep: Yanlışlarla doğrular değil. Antigone,  ailesinden birinin cenazesinin töreler gereği gömülmesi için savaşım verirken, Kral Kreon –ki dayısı ve nişanlısının babasıdır-  ülkenin bir daha savaş acısı yaşamaması için bazı  kurallarla halkını disipline etmek için direnmektedir. Yani kral Kreon da doğrusunda abartılı ve haksız değildir vatandaş  Antigone de  direnişinde haksız ve abartılı değildir.Devletle bireyin, kamu kurallarıyla kişisel hakların,  törelerle yasaların, akılla sağduyunun çatışması trajik olanı doğuracaktır. Kreon’un sağduyusunun körelmişliği ya da bu konudaki uyarılara kulak tıkaması sonunda,  Antigone inançları uğruna ölüme yüreklice giden bir kahraman olurken, Kreon, ailesini yitiririp  tebaası tarafından da dışlanarak   sağduyusuna kulak vermemenin cezasını çok ağır öder.

 

Ankara Devlet Tiyatrosu,  Güngör Dilmen’in  orijinal metinden çevirisiyle sahneliyor bu sezon Antigone’yi.. Ve anlaşılıyor ki bu çatışmaları tartışmanın yine zamanıdır. Adalet mekanizmasının ve duygusunun bu kadar gündemde olduğu günlerde Sofokles’in yine diyeceği var insanlara. Klasik olmak da bu sanırım. Güngör Dilmen tiyatroya yakışan bir usta çeviriyle Türkçeleştirmiş oyunu. Klasik olanı olağan bir konuşma diliyle sunmak ve hafifleşmeye izin vermeden şiirselliği korumak Güngör Dilmen’in başarısı. 

Oyunu Ayşe Emel Mesci sahneye koymuş. Ayşe Emel Meçsi uzun zamandır Devlet Tiyatrosu’nun birçok kentinde ve sahnesinde  oyunlar sahneliyor. Yurtdışında uzun yıllarda edindiği deneyimleri ve birikimlerini Devlet Tiyatrosu’nun sahnelerine aktarması  bir kazanç. Oyunları hep suya sabuna dokunan dirilikte yorumlarla sahnede yer buluyor. Her zaman yaşadıklarımız, dünya ve ülkemiz için  diyeceği olan bir tiyatrocu Ayşe Emel Mesci. Antigone oyunundaki bir büyük başarısı  da  Türk Tiyatrosunun büyük hocalarından Prof Dr. Metin And’ı yıllarca sonra tiyatro izlemeye ikna etmesi ve oyuna gelmesini sağlaması. Oyunun  basın gecesi  izleyicileri arasında Prof. Dr. Sevda Şener, Prof.DrAyşegül Yüksel, ve öğretim üyeleri Türel Ezici, Filiz Arel’ le birlikte Metin And ‘da vardı ve galiba 20 yıl sonra bir oyun izlemek üzere salonda bulunuyordu.

Antigone oyunu her şeyden önce çok ince ayrıntılarla çalışılmış, incelikle örülmüş  o ölçüde de görkeme ulaşabilmiş büyük bir prodüksiyon olmayı başarmış bir yapım. Bir hanım yönetmenin elinden çıktığını anlayabileceğiniz şasılası ayrıntıların tasarlandığı  adeta görsel bir şölen.  Bu başarılı görsellik bir anlamda oyunun metniyle çatışmaya giriyor ve belki de metni gölgeye itiyor. Metnin asla eskimeyen güzelim içeriği ve sanatsal ulaşımının önüne engel çıkarıyor mu acaba diyorum ama metnin sade sunumu ve içeriği seyirciye ulaşıyor sanırım. Bu , birbirlerinin yardımına koşabilecekken birbirleriyle çelişen durum belki oyunun  hayli  budanması ya da yönetmenin bulacağı başkaca çözümlerle halledilebilir.  

 

Oyuna yönetmen tarafından  “Tebai  Üçlemesi” nden bazı eklemeler yapılmış. Koral bölümler  başarıyla çözülmüş, gördüğüm kadarıyla çoğu eğitimli bir oyuncu kadrosuyla oynanıyor. Ayşe Emel Mesci’nin koreografisi, Can Attila ‘nın müziği,  Semih Bayraktar’ın koro yöneticiliğiyle korolar ayrı bir değer olarak sahnede.  Tek eleştirim yine uzunluğuna. Ciddi bir kısaltmayla vurup geçen ve diyeceğini diyen bir koral gösteri olabilir .

 

Oyunun çevre düzenlemesi Murat Gülmez’in  .Sahne düzenlemesi, İrfan Şahinbaş sahnesinin sağladığı olanaklarla da zenginleştirilmiş. Orkestra çukuru, saray, savaş meydanı, saray önü gibi çeşitli mekanlar başarılı bir şekilde yerleştirilmiş. Bu mekanlar arası dolaşım seyirci ve oyuncu açısında kolayca kotarılmış.  Seyirciyi antrede,  savaş meydanında ölmüş askerlerin cesetleri, kan, vahşet karşılıyor…Savaş ve savaş sonrası yaşananların nasıl acımasız bir kıyama yol açtığını daha yolun başında anlatıyor seyirciye Yönetmen... Girişten başlayarak  sahne zemini organik kumla kaplanmış, oyuncuya bir başka düzlemde daha katkıda bulunan bir tasarım. Yalnız erken gelen seyirci için antrede geçirilen zaman bir hayli karanlık ve kanırtıcı . Oyun broşüründe dekor tasarımı olarak belirtilmiş ama doğru tanımlama çevre düzenlemesi olmalı bu oyun için sanırım ve yine sanırım bu tasarımda yönetmenin seçimi belirgin. Antreye girdiğiniz anda  gerçekten antik bir ortamı duyumsatan estetik bir düzenlemeyle karşıya kalıyorsunuz.  Hale Eren’in  kostümlerine gelince daha çok Roma dönemi görkemi ve üslubu seçilmiş nedense. Oysa o çerçeve içinde Yunan zarafeti ve yalınlığı bir karşıtlık ve güzellik getirir ve de kuşkusuz doğrusu da bu olurdu.

 

Oyun, Antigone’den çok Kral Kreon’un tragedyasını işlemiş ağırlıklı olarak. Oyunun üç önemli rolü Kreon, Antigone ve İsmene’de oyuncuların yorumları zaman zaman farklılıklar içeriyor .  Kreon’da N.Hakan Güney gücünün çok farkında değil gibi, fazla hareket ve ses kullanarak ağırlığını koyuyor. Oysa Kreon, tahtının gücüyle küçücük devinimlerle, bakışıyla, karar mercii olmanın ağırlığını hissettirebilirdi. Büyük oynamaya gerek yoktu sanırım. Böylece seyirci aslında Kreon’un da haklı olabileceğini düşünebilirdi.  Antigone’de  ise Zeynep Yasa, sahneye çıktığı ilk andan başlayarak uzlaşmamaya kararlı, sert ve hırçın bir Antigone. Böyle olunca biz seyirciye ikisinin de aslında haklılıkları olan iki doğru, bu nedenle ikisini de dinlemek ve karar vermek durumunda olan yargıçlar olduğumuzun ayırdına varamıyoruz pek. Haimon’u oynayan Erdinç Gülener ve Oidipus’da Mustafa Şekercioğlu ölçülü oyunculuklarıyla dikkat çekiyorlar. Çocuk oyuncularsa çok sevimli birer figür olarak oyuna katılıyorlar hatta bazen rol çalıyorlar.!

 

Işık tasarımında, Zeynel Işık   yönetmenin yaratıcılığına katılarak ve görselliği baştan zenginleştirerek çok başarılı bir çalışma yapmış. Gökyüzü ışıklandırması ve sunak ışık düzeni oyuna büyük katkı sağlıyor. Müzik Can Attila’nın. Koral bölümlerde özellikle güzel ve etkileyici bir çalışma, keşke biraz daha kısa olabilse  bu bölümler.

Sonuç olarak Antigone, Devlet Tiyatrosu’nun son yıllarda gördüğümüz  (ve dönemin görülmesi gereken)  en başarılı  prodüksiyonu.

Gülşen Karakadıoğlu, Tiyatro Dergisi              

 

ana sayfa