AŞKIMIZIN SON DURAĞI

 Ferhan Şensoy  yönetimindeki “Ortaoyuncular “ tiyatro topluluğu, bu sezon dört farklı oyunla seyircisine merhaba diyor.Yazarlığını Ferhan Şenşoy’un yaptığı oyunlardan “Ferhangi Şeyler” 1587, “Beni Ben mi Delirttim”225, “Kiralık Oyun “150, ve”Aşkımızın Son Durağı”50. defa seyircisiyle buluşuyor.

       Bu oyunlardan iki emekli tiyatro sanatçısının ‘sanat akademisi’ açma girişiminin anlatıldığı ‘Aşkımızın Son Durağı’,Türkiye’nin yakın geçmişi ve bu gününün sanat ortamına keskin bir dille eleştirel bir yaklaşım getiriyor.

       Şensoy oyununda,aymazlık içinde, dönemin iktisadi koşullarının ve ‘yükselen değerlerin’ ayrımında olmayan karı-koca  iki emekli tiyatro sanatçısının oturdukları apartmanın garajını sanat akademisi yapma girişimlerinden yola çıkarak Türkiye gerçeğini,kültür emperyalizmini,özentili, snop yaşam tarzını ,oyunculuk meşgalesinin bu gün içinde bulunduğu durumu ,sanat öğrencilerinin ilgi alanlarını,dizileri ve bunlar izleyen ve reyting yaptıran avam toplulukları ,apartman kapıcılarının her fırsatı para kazanmak için kullanma girişimlerine kadar gündelik hayat gerçeğini  mizahla karışık ramp ışıklarına taşıyor ve alay ediyor.

        Emekli karı-koca sanatçılar, emeklilik sonrası kendilerine bir meşguliyet ararlar hem para kazanacakları hem de boş vakitlerini değerlendireceklerdir.Bu amaçla kentin varoşlarından bir mahallede hızlandırılmış oyunculuk eğitimi vermek  sanat akademisi açarlar,dersleri kendileri vereceklerdir.Apartmanın kapıcısı Cafer’de akademinin kantinini işletmeye taliptir ,işletmeyi kendisine verirlerse apartman sakinlerini akademi açılmasına ikna edecektir.Başvurular açılır ve gazeteye ilan  verirler ancak beklenen ilgi oluşmamış sadece oyunculukla ilişkisi olmayan dört kişi başvurmuştur.Bu gelenlerde farklı umut ve beklentilerle ve kimi de tesadüfen oradadır.Emekli sanatçı Sabri Batıran bir Shakespeare çalışacak ancak kursiyerlerin yetenekleri yoktur ve ilgileri farklı alanlardadır.Kapıcı hem çay satar hem de prova sürecinde Sabri Bey’e ve öğrencilere yardımcı olmakta gelmeyen oyuncuların yerine sahneye çıkarak onları markelemektedir.Ancak ‘oyuncuların’ tek hayalleri bir dizide rol  kapmak ve şöhret sahibi olmaktır.Başlarda dizi oyunculuğuna şiddetle karşı çıkan Sabri Bey  ve karısı bir diziden misafir oyuncu olarak teklif alırlar önce tereddüt ederler ve akademinin  giderleri için ‘mecburen’ kabul ederler,ancak bir sorun vardır yönetmen önce deneme çekimi yapacaktır Amerikada usül böyledir. Bu arada, kapıcı da oyuncu olmuş aynı dizide oynamaktadır.Sonunda Sabri beyler teklifi kabul ederler ancak dizi iki bölüm sonunda yayından kaldırılır,oyuncular paralarını alamamışlardır. Yayından kaldırılan dizinin oyuncularına para ödenmezmiş Amerikada da böylemiş. Sonunda akademi iflas eder ve karı koca, son durakları olan kentin çok uzağında bir köy evine yerleşirler ve yaşamlarına orada devam ederler.

         Konusunu kısaca özetlemeye çalıştığım ‘Aşkımızın Son Durağı’, emperyalist kültüre angaje olmuş, popüler kültürün kuşatması altında hayatları kıskaç altına alınan oyuncu topluluğu ve sabun köpüğü gibi dizileri tüketen televizyon izleyicilerine yönelik ,içerden  yerinde bir eleştiri yöneltmesi anlamında önemli bir gerçeğin ayöneltmesi anlamında önemli bir gerçeğin altını çiziyor.

        Oyun ,gevşek dokusu ve kullandığı dil itibarıyla ele aldığı konuyu sahici bir anlatımla seyirciye yansılıyor.Tematik olarak birbirine bağlı epizotlardan oluşan oyun,açık biçim bir üslupla sahneye taşınıyor.Seyirlik bir yorumla aktarılan  oyunda , dekor  sembolik bir tarzla   yorumlanmış.

       Ferhan Şensoy ,yazarlığı ve sahne yorumundaki başarısını  Sabri Bey  rolünü yansılarken de devam ettiriyor.Şensoy , yorumunda Sabri  Bey’in her türden sıkıntı ve açmazlarını,çelişki ve tereddütlerini abartıya kaçmadan, inandırıcı bir oyunculuk örneği ile başarı ile sahneye taşıyor .Ferhan Şensoy yılların birikimi ile yoğurduğu rolünü  açık ve anlaşılır hale getirirken Sabri Bey’in gerek komik gerekse de dramatik halini özenle dengeleyerek ,bütünlüklü bir kompozisyon çıkarıyor seyircinin karşısına.

Sabri Bey’in karısı Vesile  rolünde izlediğimiz  Nefrin Tokyay, Vesile’nin  hem beceriksiz hem de girişimci tavrını  sade  bir oyunculuk örneği ile  yorumluyor, Kapıcı Cafer rolünü yansılayan Erkan Üçüncü sesi ve bedeniyle kapıcının bütün karekteristik özelliklerini kimi yerde karikatürize ederek kimi yerde gerçeğe yatkın bir oyunculukla yansılıyor.Anormal davranışları ile  dikkat çeken,oyunculuk eğitimi almak üzere kent dışından gelen öğretmen rolünü yansılayan Ali Çatalbaş özel bir oyunculuk örneği sunuyor seyirciye.Çatalbaş ,tipik bir öğretmen tavrı ile kararlı , ilkeli ve özenli bir portreyi sesini ve mimiklerine kullanarak tamamlanmış bir fotoğraf olarak getiriyor seyircinin karşısına.Akademinin kursiyerleri olarak izlediğimiz diğer oyunculardan özellikle Elif Durdu ve Ebru Soyuerden , çevremizde sıkça rasladığımız ve içimizden birileri olan ,haylaz , sanat ve hayatla ilişkisi olmayan iki dandik kursiyer rolünü, jestleri ve  tavırları ile canlı bir figür olarak abartısız bir biçimde seyircinin karşına çıkarıyorlar.

     Sonuç olarak ‘Ortaoyuncular’ , repertuarlarına aldıkları oyunlarla Türkiye’nin insan malzemesi ve toplumsal yapısına ince bir alay ve mizahla eleştirel yaklaşımlarını sürdürüyorlar.

ana sayfa