AYAK BACAK FABRİKASI        

         Toplumcu gerçekçi tiyatronun önemli yapıtlarından biri sayılan,Sermet Çağan’ın yazdığı “Ayak Bacak Fabrikası “ Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından  İstanbul’da  sahnelendi. Yönetmen Coşkun Irmak’a ‘İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri’nde  En İyi  Yönetmen Ödülü’ kazandıran oyunun Kostüm tasarımını Funda Çebi ,ışık tasarımını Yüksel Aymaz yapmış.

          Epik tiyatronun Türkiye’de önemli temsilcilerinden olan ve genç yaşında yitirdiğimiz Sermet Çağan,yazdığı bütün oyunlarda kapitalist sömürü sistemini,tarihsel bağlamıyla ele alır ve sorgular.Oyunlarında yaşamı diyalektik bir anlayışla kavrar ve değişimin zorunluluğuna vurgu yapar. Çağan Ayak Bacak Fabrikası’da ,Derebeylik dönemi üretim ilişkilerinde İktidar sahiplerinin dinsel  kurumları da arkalarına alarak halkı nasıl kandırıp sömürdüğünü günümüzle ilişkilendirerek ortaya koyar.

         Oyunun konusu kısaca şöyle;hasat mevsiminde üretim bolluğundan şenlik yapan köylülerden rahatsız olan derebeyleri,  üreticilerin buğdaylarına  el koymak isterler, karşılığında da köylülere ‘kara tohum’verilecektir.Oysa ‘kara tohum’ insan sağlığına zararlı ve yiyeni fiziksel olarak kötürüm etmektedir.Oyunda aydın kesimi temsilen bir Öküz vardır ,öküz halkı uyarır buğdaylarınızı vermeyin kara tohum yemeyin diye . Derebeyleri Öküz’ün halkı kışkırtığı ve örgütlediği duyumu üzerine papazdan yardım isterler papaz halkın kutsal duygularını kullanarak köylüleri buğdaylarını vermeye ikna eder.Öküz’ün halkı uyarma  çabası boşa gitmiştir.Sonunda halk kara tohum yemeye başlar ve birer birer kötürüm olurlar bu arada boyalı basın ,kral,  derebeyleri ve papazında kötürüm olduğu yalanını ortaya atar oysa böyle bir durum yoktur.Derbeyleri halkın bu kötürümden kurtulması için çare olarak ayak bacak fabrikası yapmayı önerirler krala,ancak fabrikanın ham maddeleri buğdy karşılında yabancı ülkelerden ithal edilecektir.

           İktidar sahiplerinin yalanla bezenmiş yönetim basiretsizliği ve keyfi tutumları,halkın sağlığını hiçe sayan çıkar  ilişkilerinin sınıfsal bir bakış açısıyla anlatımı olan ‘Ayak Bacak Fabrikası’nı Coşkun Irmak  düşünsel ve  görsel olanı  iyi düşünülmüş bir yorumla   dengeleyerek görselleştirmiş. Irmak epik bir anlayışla kotardığı  yorumunda, yönetenlerin pespayeliklerini ortaya koyarken aynı zamanda onlara yardımcı olan, dinsel söylemi yönetenlerin çıkarı uğruna pazarlayan   papazı ve bu yalana ortak olan  medyayı da bu namussuzluğun bir parçası sayıyor. Irmak, nesnel ve  gerçekçi bir yaklaşımla yorumladığı olayları aktarırken  dengeli  bir tutum izliyor.Tarafların her türlü düşünüş ve davranışları tüm boyutları ile abartısız olarak sahneye taşınıyor.Ancak, yerinde bir kararla papazın tavır ve davranışları daha  anlaşılır olmak ve bir de komedi atmosferi yaratmak için abartılıyor.Fakat bu yorum, rejinin genel ciddiyetine aykırı düşmüyor ve  dozunda bırakılıyor. Oyunda öykünün anlatımı  gerek dil olarak gerekse de görsel olarak özenle  kurgulanarak düzeyli bir  uyum yakalanmış.

            Coşkun Irmak’ın bu yorumuna görsel olarak en içten destek, oyuncuların takım olarak iç uyumu ve ortak bir tarz yaratmalarından geliyor , her bir oyuncu üzerine düşen görevi ciddiyet ve özenle yerine getiriyor.Birinci derebeyini yorumlayan Uğur Keleş, büyük bir istek,coşku ve içselleştirilmiş bir yorumla sahnede mükemmel bir oyunculuk örneği veriyor.Keleş ,tamamlanmış bir ruh,beden ve dil bütünlüğü ile seyircinin karşısına çıkıyor.Yorumunda derebeyini canlı bir figür olarak seyircinin yüzüne fırlatıyor yaşattığı en büyük namussuz olarak .Keleş, sesi ve tavırlarına içselleştirdiği derebeyini karakter olarak sömürü çarkının en önemli parçası olduğu bilincinden hareketle oyunun baş kişisi yapıyor oyunculuğu ile.Entrika ,kumpas ve dalaverenin baş tertipcisi olarak derebeyinin tüm hallerini bilinçli bir tavırla ortaya koyuyor.Öküz’de izlediğimiz Mesut Yüce Öküz’ü sessiz ,sakin ve akılcı bir figür olarak ve birazda korkak yanları ile oyunun önemli bir parçası haline getiriyor.

Yüce yorumu ile Öküz’ün bilinçli,akılcı ve uyaran yanlarını bunun yanında halktan kopuk yaşayışını dengeli bir görselleştirme ile seyirciye sunuyor. Yüce’nin oyunculuğunda estetik incelikle süzülmüş mütevazi bir gösteri var.Papaz rolünde izlediğimiz M.Ceyhun Gen,papazın her türlü sahtekar ve ikiyüzlü ahlakını ölçülü bir oyunculukla berraklaştırıyor.Gen sesine ve mimiklerine taşıdığı bu sahtekar, ahlaksız ve düzenbazı abartısız bir biçimde, yerine göre komik yerine göre ciddi bir tavırla yaşayan bir varlık haline getiriyor.Gen ,gerek Türkiye’de gerekse de dünyanın herhangi bir yerinde güncel olarak varlığını sürdüren bu tipleri sahici bir yaklaşımla yansılıyor.Köylülerin başında derebeyleri ve iktidarla çatışan  emekçi   kadın rolünde izlediğimiz Meltem Gülenç sesi , bakışları ve  kararlı tavırlarıyla inandırıcı bir rol çıkarıyor ortaya.

          Oyuncuların öykünün anlatımı ve reji yorumun seyirlik olarak kotarılması anlamında önemli katkılarının yanı sıra yorumla önemli bir uyumda kostüm tasarımı.Funda Çebi’nin kostüm yorumu gerek oyunun tarihsel bağlamına gerekse de öykünün sınıfsal ve toplumsal kişilerine uygun bir bütünlük düşünülerek kotarılmış.Diğer yandan dekor için aynı görüşü belirtmek zor keza dekor hem işlevsel değil hem de kaba ve hantal.Oyunda kullanılan orkestra ortaçağ andıran müzik yorumu ile işitsel olarak önemli bir işlevselliği yerine getiriyor ve duygusal olarak öykü ve olayların anlatımında melodik bir tat bırakıyor.

          Sonuç olarak Trabzon Devlet Tiyatrosu Türk tiyatrosunun yapı taşlarından bir oyun olan  Ayak Bacak Fabrikası’nı uzun yıllar sonra sahneye aktarmakla teatral anlamda önemli bir  sahne olayını gerçekleştirmiş ve seyirciyle buluşturuyor. Başta Coşkun Irmak olmak üzere emeği geçen  bütün sanatçıları ayrı ayrı kutlamak gerek.

ana sayfa