Dostlar Tiyatrosu'nun yeni oyununun ilk gösterimi yarın PeraFest kapsamında gerçekleştirilecek

'Aymaz'lığın yangın yeri...

'Aymazoğlu ve Kundakçılar' adlı oyunu Genco Erkal sahneye uyarlayıp yönetti. Siyasi güldürüde Erkal'ın yanı sıra Meral Çetinkaya, Erdem Akakçe, Metin Coşkun, Tilbe Salim ve Beyti Engin rol alıyor.

ECE BAKTIAYA

''İşte beyler öykümüz buraya kadar. Anlamsız öykülerin en anlamsızı budur herhalde. Pek çok kişiyi öldürdü sonunda... Öldürdü öldürmesine... Kırıp geçirdi ama işin tuhafı geriye kalanları düşünürseniz, hiçbir şeyi değiştirmedi. En ufak bir değişiklik olmadı geriye kalanların kafasında... Gaz deposuydu patlayan. Herkesin görüp de beklediği, geliyorum diye bar bar bağıran gerçekleşti sonunda. Kör kör gözüm parmağına...

Aptallıktı!

Ahmaklıktı!

Aymazlıktı!

Çok geçti artık yangını söndürmek için! 'Kader' dendi. Kısmet, öyle yazılmış... Bir başka gaz deposu... Eyvah! Yazıklar olsun! Yazık! Çok geç!

Eh sizlere de iyi uykular!''

Olağan ve korumalı yaşantısını sürdürürken sıcak evinde, 'korku' kokan cesaret nağraları atarken Aymazoğlu , ansızın kapısı çalınır bir gün... Korktuğudur başına gelen, tehlikedir... Görüp de görmezden geldiği, bilip de sustuğu... Önce inanmak istemez çıplak gerçeğe; sonra tüm yollarını zorlar uzlaşmanın. Sonucu değiştiremeyeceğini, sonuncu olmayacağını bile bile... Aymaz bir türlü 'Aymaz'oğlu ve beklenen olur...

Doğru kadro, özgün yorum

Max Frisch 'in 'Aymazoğlu ve Kundakçılar' adlı oyunu Dostlar Tiyatrosu'nca sahneleniyor. Daha önce 'Bay Biedermann ve Kundakçılar' olarak sahnelenen oyunu Genco Erkal sahneye uyarlayıp yönetti. 10 yıldır sahnelemeyi düşündüğü, ancak uygun zamanı kolladığı bir oyun olduğunu söylüyor Erkal. Doğru kadro, özgün yorum ve iyi zamanlamanın nihayet bu yıl bir araya geldiğini bir de... ''Bu benim çok uzun zamandır sahnelemek istediğim bir metin. Ne zaman, nasıl yapabilirim diye düşündüğüm bir oyun. Bu oyun aslında 20. yüzyıl tiyatrosunun en belli başlı metinlerinden biri. Çağdaş tiyatronun klasiklerinden bir tanesi. 50 yıl olmuş yazılalı.''

Dünyanın hemen hemen tüm dillerine çevrilip sayısız ülkede değişik yorumlarla sahnelenen oyunu Frisch, 2. Dünya Savaşı'nı, oynanmış bir oyunu düşünerek yazmış. O büyük felaketi yaşadıktan sonra geriye dönüp Hitler Almanyası, Nazizmin yükselişi, soykırım ve toplama kampları gibi konuları ele alan herkesten farklı olarak Frisch, genelde Hitler 'in iktidara geliş sürecindeki halkın 'aymaz' lığı üzerinde duruyor. Konu böylesine belirginken yazarın, oyunun sınırlarını çizmeyişi, her güne uyarlanabilir ve çağrışımlara açık oluşu etkilemiş en çok Erkal'ı. Uyarlarken günümüz Türkiyesi'nde ve dünyada yaşanan olaylara göndermeler yaparak oyunu daha bir güncel kılmış...

Oyunu izlerken her gün karşılaştığınız, gazetelerde okuduğunuz olayları, kişileri görür gibi oluyor, oyunun içine giriyorsunuz... Sahnedeki ev, ülkeniz oluveriyor birden... Kişilerse çok tanıdık, nerden olduğunu aymasanız da... Gülüyorsunuz ama sorularınız, çıkarımlarınız bitmiyor... Sonunu merak ediyorsunuz. Sanki oyunun sonu belirleyecekmiş gibi bir şeyleri... Yangın çıkıyor sonra, patlamalar... Hangi birine yoracağınızı şaşırıyorsunuz. 'Aymaz'lığın yangın yeri oluyor ortalık...

''Tehlikenin geldiğini görüyorlar, boyutlarını fark edemeyip yok sayıyorlar, inkâr ediyorlar. Ve kör kör gözüm parmağına, dünya savaşı patlıyor. Bu yangını Almanya'daki büyük meclisin Reichtag yangınına, sokaklarda kitapların yakılmasına, her şeye yorumlayabilirsiniz. Bu yangın örnekleri oyunun yazımını etkilese de yazar bunun sınırlarını çizmiyor. Bunu anlatıyorum demiyor. Yazar herhangi bir ülkede, herhangi bir zamanda olabilecek bir öykü anlatıyor. İçinden ders çıkarılacak bir öykü anlatıyor. Oyunu mümkün olduğu kadar soyut bırakıyor. İnsanlar ne ders çıkarabilirlerse diye. Tabii ki çeşitli ülkelerde, çeşitli dönemlerde yorumlandığı zaman da bu oyun o ülkenin, o zamanın koşullarına göre değişik boyutlar kazanabiliyor'' diyor Erkal ve oyunun içinde Aziz Nesin hikâyesine yer verişini anlatıyor: ''Bugün de ülkemizde ve dünyada oyunun çok güncel olduğunu düşünüyorum. Özellikle bizim de oyunun üzerinde çalışırken Sıvas'taki Madımak Oteli yangını, 11 Eylül olayları, çok kısa süre önce Paris banliyölerinde patlayan isyan gibi örnekleri ele aldık. Oyunun soyut yapısını bozmadan, 'isteyen istediği gibi yorumlayabilir' tavrını bozmadan bazı ipuçları koyduk oyunun içine, bizim nasıl düşündüğümüze dair... Aslına bakarsanız özü tamamen Max Frisch'in yazdığı gibidir. Bir uyarlama yaptım ve oyunun temasıyla çok denk düştüğü için o uyarlamada Aziz Nesin 'in 'Ah Biz Eşekler' öyküsünü kullandım. O öyküyü yıllar önce okuduğumda da bu oyun gelmişti aklıma... Aziz Nesin'in Sıvas olaylarıyla bağlantısı da bizim için bir bağlantı noktası oldu.''

Metnin aslındaki tüm karakterler bir eksik olarak sahnede de karşımıza çıkıyor. Aymazoğlu'nun yanında çalışan ve sonrasında intihar eden işçinin dul karısı sadece sesiyle katılıyor oyuna. Bir garson, bir güreşçi, bir öğretim üyesinden oluşan 3 kundakçı tiplemesi aynen yer alıyor oyunda. Kundakçılardan güreşçiyi yorumlarken diğerlerine göre daha 'biz' i daha çok çağrıştıran öğeler eklemiş Erkal karaktere.

Oyunda diğerleri kadar işlenmemiş öğretim üyesi kundakçının da bugüne dair önemli göndermeleri olduğunu söylüyor. ''Kundakçı insanların arkasında onlara destek veren bir aydın kesimi var. Birtakım şeyleri destekleyip destekleyip sonradan nereye gittiğini görünce birdenbire vazgeçip ortadan kaybolan insanlar...'' Moliere 'in 'Hastalık Hastası' nı, 'Cimri' sini ya da 'Tartuffe' deki ikiyüzlü adamını aratmayan Aymazoğlu ve sinirli ama bir o kadar ürkek karısı da diğer karakterleri oyunun. Oyunda bir diğer gönderme antik tiyatrodaki antik koroya yapılıyor yazar tarafından... Koro bütün trajedilerin ortasındadır, her şeyi görür fakat hiçbir şey yapamaz. Acır, üzülür ama hiçbir şey yapamaz, pasiftir. Oyunda yer verilen itfaiyeciler korosunun oyundaki konumu da öyle... ''Yangını çıkaranlarla söndürecek olanlar aynı kişiler mi?'' diye soruyor itfaiyecilerden biri... Burada o sözü yazarken zaman zaman bizde güvenlik güçlerinin bu tip kundakçıları, işlerine yaradığı sürece, kullandıklarını anlatmak için yazmış Genco Erkal... Yorumu izleyenlere kalmış...

Genco Erkal'ın yanı sıra oyunda Meral Çetinkaya, Erdem Akakçe, Metin Coşkun, Tilbe Salim ve Beyti Engin rol alıyor. Müziklerini Tolga Çebi 'nin yaptığı siyasi güldürünün kostüm tasarımı Claude Leon 'a ait.

 

ana sayfa