|
BARUT FIÇISI
Hasan ANAMUR
İBŞT çağdaş Makedon oyun ve senaryo yazarı Dejan Dukovski’nin Balkan halkları üzerine gerçek bir kara komedya olan “Barut Fıçısı”nı oynuyor. Metni sahneye oyunda da rol alan Yıldıray Şahinler koymuş ve bu ilk denemesinde çok başarılı bir işe imza atmış. Bolca savrulan her türden küfürlerin de içine doğal olarak serpiştirildiği bu ilginç yapıtın Makedoncadan çevirisi Bilge Emin’in, sahneye tam kıvamındaki uygulanması da yine Yıldıray Şahinler’in. Gerçek bir insan harmanı Balkanlar. Renkli bir mozaik oluşturan, çeşitlilikten doğan bu zenginliğin içinde dostluklar kadar bolca kavgalar da barındıran bu yöre, her rengin fırsat buldukça öteki renklerle dalaştığı, yüzyıldan uzun bir süredir siyasal çalkantılar, isyanlar, hatta kanlı savaşlar yaşamış, böyle bir iç savaştan da yeni çıkmış gerçek bir barut fıçısı. 2005-2006 mevsiminde de bu konuya odaklanmış iki başarılı örnek daha seyretmiştik ardı ardına: Matei Visniev’in “Savaş ve Kadın”ı (sahneye koyan Orhan Alkaya) ile Nesrin Kazankaya’nin, yine kendisinin sahneye koyduğu “Dobrinja’da Düğün”ü. Bu iki oyun da iç savaşı, bu anlamsız ve acı gerçeği insan ilişkilerini kapsamlı ve etkileyici bir biçimde irdeleyerek veriyorlardı. İlk kez Yugoslavya Dram Tiyatrosu’nda sahnelendikten sonra küçük bir Avrupa turu atan “Barut Fıçısı”ndaysa iç savaş yok, “dalaşmış sokak köpekleri” gibi yaşamaya başlamış Balkan insanlarının hallerine alaycı bir bakış var. Oyun, her toplum gibi Balkan toplumunun da içinde var olan karşıtlıklar üzerine kurulmuş. Dukovski bu coğrafyada yaşayanların kişilik özelliklerini, ilişkilerini, her birinin olaylara kendine özgü tepkisini, umutlarını, umutsuzluklarını getiriyor sahneye. Oyunun içine bol bol güldürü öğesi katmış olsa da, Balkanlar’da, ve genişletirsek, tüm ezilen toplumlarda yaşanan genel travmanın nedenleri üzerinde kafa yorulmasını istiyor seyircisinin, bir yandan gülerken, bir yandan da: “Neden peki?... Ne için?” diye sorsun diye kendisine. “Barut fıçısı” her biri bağımsızmış gibi görünen yedi tablodan oluşuyor. Ancak bunların her biri bir sonrakine, ilk tablo da son tabloya ya ince ayarlanmış bir espriyle ya da bir oyun kişisinin varlığıyla bağlanmış. Bir de bir yeşil elmayla, bir türlü dişlenemeyen. Temelde Adem ile Havva’dan bu yana kadın erkek ilişkilerini ve temelde yasaklar ile günahları simgeleyen, zaman zaman da el bombası sanılan bir yeşil elmayla. Yıldıray Şahinler bu malzemeden, daha perde açılmadan seyirciyi içine alan, daha ilk sahneden usturuplu bir gülme mekanizmasını harekete geçiren ince ayarlı bir gösterim çıkarmış. Müzikle (Selim Can Yalçın / Görkem Şen), giysi (Duygu Türkekul) ve efekt tasarımlarıyla da (Metin Taşkıran) hem olayların yaşanacağı zaman kesiti ile uzamı belirlenmiş, hem de Balkan insanının duyarlılıkları, yaşama bakış açıları. Kimi tablolardaki duygusal ya da şamatacı müzik parçalarıyla oyunun rengi veriliyor, sıcak havası vurgulanıyor. Tablo aralarındaki geçişler de sahnede, oyuncu kadrosunun tümünün katıldığı yine iyi düşünülmüş ve oyunun sanki doğal bir bölümüymüş gibi kotarılmış bir devinim içinde, hareketlerin altları güldürü parçacıklarıyla doldurularak veriliyor. Sahne önünü alacakaranlıklaştıran uygun ışık uygulaması da (Murat İşçi / Ceyhun Ergül) geçişleri doğallaştırıyor. Bu sahne uygulamasının bu derece başarıyla gerçekleştirilmesinde en büyük paylardan biri Barış Dinçel’in, daha ilk andan oyunun başlığını ve bildirisini somutlaştıran, aynı zamanda da güldürünün esprisini görselleştiren işlevsel çevre yaratısı. Dinçel, yedi farklı bağlamda geçen yedi sahne için yedi farklı biçime ve sıcak renge bürünen değişken bir tek öge kullanmış. Bu başarıda hiç kuşkusuz, çok iyi seçilmiş oyuncu kadrosunun da payı büyük. Her biri değişik tablolarda çoğu kez farklı kişileri, kimi kezse aynı kişinin bir başka yaşam dilimini oynayan bu başarılı oyuncular da şunlar: Angjele / Gela : Cengiz Tangör,; Dimitrija / Adam: S. Bora Seçkin; Sveto / Topuz / Kosta: Bahtiyar Engin; Boris: Ozan Güzel; Simon / Kiril: Levent Üzümcü; Blagoja / Otobüs şöförü / Gardiyan: İbrahim Gündoğan; Aco / Gjore / Jimmy: Selim Can Yalçın; Mane / Polis: Murat Çoskuner; Andreja: Yıldıtay Şahinler; Svetle / Anna: Yeliz Gerçek ve Kadın: Vildan Türkbaş. “Barut Fıçısı”nı kaçırmayın. Radikal, 25 Kasım 2006
|