Işıl Kasapoğlu'nun yönettiği 'Çok Yaşa Komedi'nin ilk gösterimi bugün Taksim Sahnesi'nde

Çehov bir 'şaka' yaptı

Çehov'un 'şaka' olarak tanımladığı dört kısa oyunu 'Bir Evlenme Teklifi', 'Tütünün Zararları', 'Ayı' ve 'Kuğunun Şarkısı', 'Çok Yaşa Komedi' adı altında buluşacak izleyiciyle. Semih Sergen, Zafer Algöz ve Zeynep Erkekli'nin rol aldığı oyun, 21 Kasım'a kadar Taksim Sahnesi'nde izlenebilir.

ECE BAKTIAYA

Çehov 'un topluma, insanı yozlaştıran çevreye yönelttiği eleştirileri; yok olan ve giderek popüler bir kimlik kazanan aydına göndermeleri; çıkar çevresinde dönen çetrefil ilişkileriyle bugüne de ayna tutan oyunlarından dördünü Işıl Kasapoğlu İstanbul Devlet Tiyatroları'nda sahneliyor. Çehov'un 'şaka' olarak tanımladığı dört kısa oyunu 'Bir Evlenme Teklifi', 'Tütünün Zararları', 'Ayı' ve 'Kuğunun Şarkısı' , 'Çok Yaşa Komedi' adı altında buluşacak izleyiciyle. Oyunun ilk gösterimi bugün. Semih Sergen, Zafer Algöz ve Zeynep Erkekli 'nin rol aldığı oyun, 21 Kasım'a kadar Taksim Sahnesi'nde izlenebilir.

Dekor tasarımını Hakan Dündar 'ın, kostüm tasarımını Funda Çebi 'nin üstlendiği yapıtta ışık tasarımı Enver Başar , müzikler ise Cenap Oğuz imzasını taşıyor.

Oyuncuya eşlik etmek...

- Geleneksel dram sanatına ve yıldız oyunculuk sistemine karşı duran bir sanat anlayışı Çehov'un benimsediği... Semaver Kumpanya'da izlediğiniz yol, tiyatroda toplu oyunculuk anlayışınız sizi Çehov'la buluşturan noktalardan biri sanırım...

IŞIL KASAPOĞLU - Burada önemli olan o üç oyuncunun her rolü yapabilecek kıvamda olmasıydı. Sahnede görünen üç oyuncu da olsa, onlar benim kafamda neredeyse 7-8 kişiler. Üç oyuncu 4 oyunda da farklı kişiler olarak çıkıyor karşımıza.

Oyuncularla uğraşmayı çok seviyorum. Oradan çıkan sonuçtan da ben ve oyuncu memnunsa o noktada seyirciyi bile düşünmüyorum diyebilirim. Şu sıralar bütün kaygım oyuncuya eşlik etmek... Onun yaptığı şeyi doğru yansıtıp oyuncunun bunu keşfetmesine katkı sağlamaya çalışıyorum. Artık kendimi sadece eşlik eden olarak görüyorum, yönetmen olarak değil! 30 yıllık bir geçmişin sonucu olarak artık yetişmiş oyunculara ayna görevi yapıyorum, yeni yetişen arkadaşlarıma da mümkün olan en fazla desteği vermeye çalışıyorum. Artık zevk alabileceğim, istediğim her şeyi anlatabileceğim işleri yapmak önemli benim için. Dinlenmesem de olur!

- Çehov'un oyunlarında işlediği konular ve yansıttığı kişilikler geçiş dönemi Rusyası'nda 'aykırı' bulunuyordu. Bugün nasıl bakılıyor Çehov'a?

KASAPOĞLU - Aynı. Çehov'un kalıcı olmasının en önemli nedeni, onun topluma olan eleştirel yaklaşımı. Öyle bir eleştiri var ki topluma bu küçük öykülerde... Bir yandan insanların çıkarcılığı, yalnızlığı; bir yandan da hepsinin bir taraftan para kazanma çabaları... Çehov'un öykülerinde ilişkiler 'çıkar' üzerine kurulur. O çıkarcılığı öyle kör kör parmağım gözüne yapıyor ki bugüne bakmamak elde değil. Bütün etik kuralları kaybolmuş, her gün biraz daha batan bugünün ortamı ve insanına çok uyuyor, Çehov'un yüzyılın başında anlattıkları.

- Toplumsal çevrenin yok ettiği aydın tiplemesine de rastlıyoruz oyunlarda...

KASAPOĞLU - Toplumsal çevrenin yok ettiği aydın tabii ki var. 'Aydın' şu döneme baktığımızda her gün yanar döner, dediğiyle dalga geçtiğimiz, popüler kültürün popüler aydını olmaya başladı... Bugün ya aydın diye bir kavram kalmadı ya da kaldıysa da çok azınlıkta kaldı. O kadar uyduruk, o kadar cılız çıktı ki... Bu oyunlarla da bu inatla uğraşıyorum.

- Oyunlarda kişilerden çok kişiler arası ilişkiler ön planda...

KASAPOĞLU - Kişiler arasındaki ilişkiler ön planda. İlginç olan, o kişilerin hep zıt kişiler olması ve hepsinin kendi çıkarı için uğraşması. Biri iyi biri kötü, biri mağdur, biri saldırgan değil. Çehov'un öykülerindeki en güzel taraf o. Kimse birbirini tavlamaya çalışmıyor, herkes karşısındakini alt etmeye çalışıyor. Zaten rezalet de oradan çıkıyor.

Dört öykü, tek oyun...

- Daha önce de sahneye uyarlanan Çehov'un oyunları, sizin yorumunuzla ne gibi farklılık taşıyor?

KASAPOĞLU - Ben onları arka arkaya, birbirinden bağımsız oyunlar olarak oynamayı tercih ettim. Kimileri Çehov'un oyunlarını birleştirip tek oyun gibi sunuyor. Bense Çehov'un yazdığı gibi, küçük öykülerinin dördünü arka arkaya sunuyorum. Olayların içindeki tipler ben istesem de istemesem de aynı dünyanın insanları... Dört öyküdeki oyuncularımızın hepsi aynı. Birinde evde kalmış kızı oynayan Zeynep (Erkekli), diğerinde kocası ölmüş dul bir kadını oynuyor. Zafer Algöz'e baktığımız zaman, birinde evlenme teklif eden genç adamı oynarken, diğerinde aynı kadının uşağı olarak çıkıyor karşımıza. Böylece bu kısa oyunlar zaten karşımıza oyuncuların birleştirdiği tek bir oyun gibi çıkıyor.

Yıllarca ''Ben dram yazmıyorum, komedi yazıyorum'' dese de Çehov, biz oyunlarını, dramatik öğelerini derinleştirerek oynamayı tercih ettik. Dünyada da bu böyle. Belki de gerçekten hepimizin içinde bulunduğu ruhsal durumu ve toplumdan etkilenişimizin dışavurumunu çok iyi yansıttığını düşündüğümüz için böyle yorumluyoruz.

Bu oyunlar bu şekilde hiç oynanmadı Devlet Tiyatrosu'nda. Benim sahneleyişimde özel bir şey yok. Metinlerde de değişiklik olmadı. Yalnızca 'Kuğunun Şarkısı' nda 'III. Richard' dan okunan parçaya ek olarak biz 'Hamlet' ten de bir parça okuttuk.

 

 

ana sayfa