|
CYRANO DE BERGERAC Yazan : Edmond Rostand Çeviren: Sabri Esat Siyavuşgil Yöneten: Işıl Kasapoğlu Sahne Tasarımı: Hakan Dündar Kostüm Tasarımı: Serpil Tezcan Işık Tasarımı: Önder Arık Özgün Müzik: Joel Simon Koreografi : Erdal Atik-Murat Ersan Eskrim koreografi: Özden Ezinler
Oynayanlar: Bülent Emin Yarar, Taner Birsel, Meral Bilginer, Cengiz Baykal, Özgür Erkekli, Kubilay Karslıoğlu, Ali Fuat Çimen, Zeynep Erkekli, Merih Atalay, Burak Şentürk
SEVGİYİ FISILDAYAN ADAM Sibel Arslan Yeşilay
Yakışıklı ve iki lafı bir araya getiremeyen bir erkeği mi sever kadınlar, yoksa ruhunun güzelliği yüzüne yansımamış esprili, çirkin bir şairi mi? Bu soru 1897’de sorulup olağanüstü bir şiirsellikle cevaplandığından buyana bütün dünya tanıyor bu ince ruhlu şairi. Konuşması ve hazırcevaplılığıyla çevresindekileri büyüleyen, ancak kendini çirkin bulduğu için , delice aşık olduğu kuzenine bir türlü açılamayan, yüreğindeki sevgiyi ancak güzel bir delikanlının ağzından dile getirebilen bu kişi , romantik kahramanların en ünlüsü Cyrano de Bergerac. Edmond Rostand’ın ölümsüzleştirdiği sivri dilli, uzun burunlu Cyrano, yazıldığından buyana en çok sahnelenen oyunlar arasındaki yerini koruyor .Büyük oyuncu Constant Coquelin için yazılan oyun, günümüzde de iki Fransız oyuncuya , Jean-Paul Belmondo’ya sahnede, Gerard Depardieu’ya ise beyazperdede müthiş oyunculuk zaferleri tattırdı. 17. Yüzyılda yaşamış Cyrano de Bergerac’ı konu alan aynı adlı yapıtıyla Rostand , dönemin naturalist eğilimlerine karşı klasik koşuklu dram geleneğini izlemiş ve karmaşık olayların ortasına yerleştirdiği romantik kahramanı, trajik öğelerle şaka ve ironin iç içe geçtiği yapısı ve diliyle Fransa’nın neo-romantik tiyatrosunun doruk noktasını oluşturmuştu. Artık bizim de bir Cyrano’muz var. Devlet Tiyatrosu’nda sergilenmeye başlayan “Cyrano de Bergerac”ı Işıl Kasapoğlu sahneliyor. Cyrano rolünü ise, son yıllarda başarılı yorumlarıyla tanıdığımız Bülent Emin Yarar üstleniyor. Yapımın görsel atmosferini büyük bir başarıyla yaratan incelikli ve özenli sahne tasarımı Hakan Dündar, kostüm tasarımı Serpil Tezcan imzasını taşıyor. . 17. yüzyılda , barok dönemin aşırı süslü ve gösterişli Paris’inde geçen ve tümüyle oyunun başkişisi sivri dilli şair, korkusuz ve yenilmez silahşor Cyrano’nun kuzeni Roxanne’a duyduğu aşk ekseninde gelişen oyunun arka planında Fransa ile İspanya iç savaşının halkı sürüklediği sefalet aktarılıyor. Kasapoğlu’nun yorumunda bir karmaşa atmosferi hakim sahneye. Oyuna pek katkısı olmayan bir kalabalık sürekli hareket halinde. Rostand’ın metni sahneye yalnızca sözsel olarak aktarılıyor. Sahnede gördüğümüz Cyrano, çevresindekileri güldürmek için komiklikler yapan, abartılı tavırlar takınan bir ‘tip’e dönüşmüş. Roxanne’ın dışındaki diğer oyun kişileri de abartılı ve gülünç tipler. Rejide bir muğlaklık seziliyor. Eğer sahnelemede Cyrano ve çevresindekilerin dilinin ve tutumlarının bugün gülünç göründüğü vurgulanmak isteniyorsa, izlediğimiz yapımda bu da net bir biçimde anlaşılmıyor. Eğer yönetmen, böyle bir şeyi aklından bile geçirmeyip, yalnızca komik öğelerin altını çizmek istediyse, o zaman bu çizginin biraz kalın olduğu görülüyor. Oyunculuk açısından da bekleneni vermeyen yapımda Cyrano’un ünlü tiradı son derece düz bir yorumla aktarılıyor, baştan beri sürekli herkesi güldüren ve vurdumduymaz biri izlenimi yaratan kahramanın ikinci perdedeki hüzünlü hali, bu yüzden yeterince inandırıcı olamıyor. Oysa , Burgonya otelinin salonundaki tiyatro gösterisinde , halkın her kesiminden insanını birarada gösteren ilk sahneyle oldukça başarılı bir giriş yapılmıştı. Şair ruhlu Ragueneau’nun lokantasındaki eğlenceli havanın yansıtıldığı bölüm de başarıyla kotarılmıştı. Klasik yapıtları izleme olanağını pek de bulamadığımız sahnelerimizde , neredeyse 30 yıldır ortalıkta gözükmeyen büyük aşık, nüktedan Cyrano hazır ülkemize gelmişken izlemekte ve doğrunun, ezilenin yanında yer alan, kimseye dalkavukluk etmeyen kahramanın sözlerine kulak vermekte yarar var.
RADİKAL 22.11.1998
|