|
DOBRİNJA'DA DÜĞÜN "Yeni yüzyıla aktarılan en büyük vahşet,savaşı gerekçelendirmek oldu.Katliamlarla gerekçeler arayışı,önce yok edip sonra anlamlandırma çabaları;insanlığın en değerli, en yapıcı,yaratıcı,itici gücünün,umudun yitirilmesine yol açtı.Aranan gerekçelerinen vahşisi, en fecisi ise milliyetçilik..." diye başlıyor TİYATRO PERA'nın Genel Sanat Yönetmeni Nesrin Kazankaya'nın Dobrinja'da Düğün adlı oyununun broşür yazısı. Tiyatro Pera,Nesrin Kazankaya'nın emperyalist odakların hortlattığı Bosna-Sırp savaşını fona alarak,Saraybosna'da bir günün insanlık hallerinden kesitler sunduğu oyunu "Dobrinja'da Düğün adlı oyununu 2. yılında da sergilemeye devam ediyor.Dobrinja'da Düğün,Saraybosna'nın Dobrinja mahallesinde,savaşa ve vahşetin her türlüsüne rağmen yaşama sevincini yitirme-yen bir ailenin düğün hazırlıkları ile başlayan telaşı, gün içinde farklı hesaplaşmalarla devam eder.Savaşın getirdiği yoksulluk ve toplumsal tahribat, zedelenen insan ilişkileri ve bunun evililik ortamına yansıması, insanların savaşı kanıksaması ve barışa ilişkin umutlarının azar azar tükenmesiyle oluşan ruh haliyle başka yaşam arayışlarına yönelmesi gibi durumlar, siren sesleri ve top atışları içinde aktarılır. Nesrin Kazankaya'nın yazıp yönettiği oyunun dramaturjisi Şafak Eruyar'a dekor ve kostüm tasarımı ise Nilüfer Moayeri'ne ait.Kazankaya,oyunu bir yıllık hazırlık çalışması sonucu kaleme almış. Eserinde sahici bir yaklaşımla savaşın tüm şiddetini ve insanda oluşturduğu travmayı, bütünlüklü olarak yarattığı kadın ve erkek karakterler üzerinden yalın bir dille ortaya koyuyor.Oyun, Bosna-Sırp savaşından yola çıkarak ( gerekçesi ne olursa olsun) bütün savaşların, insanın ve toplumların ekonomik ve toplumsal çöküşünü hızlandırdığı ve telafisi uzun sürerecek bir yıkımın bir kez daha altını çiziyor.Dobrinja'da Düğün'de,insanlar herşeye rağmen yaşamla bağlarını koparmıyor,eğleniyor, dans ediyor ve şarkı söyleyebiliyorlar.Kazankaya'nın kadın duyarlılığı ile olay örgüsünü oluşturduğu oyunda, hüzün ve yaşama sevinci bir arada işleniyor.İnsanlar, içinde bulunduk-ları trajik duruma ilişkin şaka yapıyor ve her şeye rağmen gülebiliyorlar.Yanıbaşlarında devam eden savaşın korku ve tedirginliği ile içiçe geçmiş bir coşkusallıkla kendi gerçekleriyle yüzleşebiliyorlar. Nesrin Kazankaya,oyununu sahneye uygularken özenli bir çalışma yürütmüş,öykü olabildiğince yalın ve dolaysız anlatılarak seyircinin teatral bir gösteri izlemesi hedeflenmiş. Oyuncuların takım halinde açık biçim bir üslupla tutarlı, ciddi ve ölçülü konumlandırılması ilgiyle izleniyor, ayrıca, çevre düzenlemesinin gerçeğe uygun tasarımı ve otantik müzik tercihi de oyunda derinlikli, duygusal bir atmosfer yaratmasına yardımcı oluyor.Yönetmen anlatımını,insanların yıkıntılar arasında da olsa hayata ilişkin umutlarını ve tutkularını besleyebilecekleri değerler yaratabileceği üzerine kurmuş.Bu anlatım sahnede,bütün teatral olanaklar yerinde kullanılarak doğal bir görselliğe dönüştürülüyor.Bu görsel anlatımı yönetmen,duvarlarında kurşun ve şarapnel izlerinin görüldüğü bir bahçe de gerçekleştiriyor.Bahçe bir anlamda Saraybosna'dır ,dağınıklığı,yoksul görünümü ve çiçeklerin, bir bir kurumaya yüz tutmasıyla tam bir talan ve tahrip edilmiş mekan.Bu mekan,orada yaşayan insanların ruh hallerini ve psikolojilerini birebir yansılamak için düşünülmüş ve oyunun tematik yapısıyla uyum içinde kotarılmış,dağınıklığı ile savaşın tüm acımasızlığını resimleyen tasarım. Bu bütünlüklü savaş fotoğrafının içinde tüm kırılganlığı ile yer alan,bir kolunu savaşta yitirmiş Asım,kendi travmasın- dan eğlence ve alkolle sıyrılma çabasında.Asım'ın fiziksel ve ruhsal halinin tüm detaylarıyla yansılama becerisini büyük bir özenle yorumlayıp yansılayan deneyimli oyuncu Nihat İleri,konuşması ve tavrıyla önemli bir oyunculuk örneği sunuyor.İleri,göstermeci oyunculuk yorumuyla, görsel anlatımın zirvesinde sağlam bir duruş sergilerken sempatik ve alçak gönüllü oyunculuğu ile seyirciyi büyülüyor. .Komşu kadın Senija,savaştan kurtulma ve yeni bir yaşam umuduyla yeni bir aşk yaşayabileceği inancıyla kenti terk etme amacıyla hayata tutunuyor.Senija'yı yorumlayan Özden Çiftçi,rolüne bütün bedeniyle adapte olduğu izlenimi vererek metnin tüm sıcaklığını içselleştirmiş görünüyor.Çiftçi,Senija'nın ruh halini yansılarken,oyuna şenlikli bir atmosfer katarak anlatımda önemli bir işlevi başarıyla yerine getiriyor.Bir başka deneyimli oyuncu Levent Öktem, müzisyen Bego rolünde savaşa rağmen müzikte ısrar eden, sanatı yaşatma uğraşı veren çabasıyla düğün kurgusunun önemli bir sac ayağını oluşturuyor. Öktem,sesi ile rolünü buluşturma ve uyumlandırma hünerini doğal bir gösteriye dönüştürerek takım oyunculuğunun önemli bir unsuru olarak var olan tüm birikimini samimi bir biçimde kullanıyor. Oyunculuklarda bireysel başarı ve varoluşlardan ziyade Kazankaya kurgu ve anlatımı grup oyunculuğu üzerine kurarak önemli bir başarıya imza atıyor.Oyuncular sahnede bilinçli olarak kendilerini konumlandırıyorlar ve rejiye düşünsel ve duygusal katkılarıyla göz dolduruyorlar. Kazankaya,Dobrinja'da Düğün oyunuyla sadece savaşı sorgulamıyor,savaşla birlikte insanlığın ürettiği yaşamsal değerlerin nasıl ve ne adına tahrip edildiği gerçeğinide yeniden tartışmaya açarak milliyetçilik,şövenizm ve emperyalist kumpas gibi savaşa zemin hazırlayan her türlü hınzırlığın trajik sonuçlarını deşifre ederek seyirciye sunuyor.
|