|
Oyun Atölyesi’ nden Ermişler ya da Günahkarlar ya da Bir Ben Var Benden İçeri...
Oyunun tanıtımına geçmeden önce Oyun Atölyesi’ nin İstanbul’ a kazandırdığı yeni tiyatro binasından söz etmek istiyorum biraz. Tamamen bireysel çabalarla kotarılmış olan bu bina seyir yeri, sahnesi, fuayesi ve kafesiyle gerçekten özenli bir çalışmanın ürünü. Kendilerine buradan teşekkür etmek ve bol oyunlu, bol seyircili günler dilemek istiyorum. Umarım bu oluşum diğer tiyaroseverlere onları harekete geçirecek bir ivme kazandırır.
Gelelim Ermişler ya da Günahkarlar a. Oyun, İngiliz yazar Anthony Horowitz’ in ilk ve tek oyunu. Horowitz’ in yazarlık kariyerinde televizyonlar için yazdığı dizi senaryoların önemi büyük. Ayrıca İngiltere’ de ödüller aldığı çocuk kitaplarıyla da tanınıyor. Bunun yanında, yayımlanmış Horowitz Horror adlı korku hikayeleri koleksiyonu da bulunmakta. Bir de müzikal yazmış Horowitz, “ The 5.000 Fingers of Doctor T “.
Oyunun konusu kısaca şöyle; Dr. Farquar, akli dengesi bozuk canavar suçluların rehabilite edildiği bir hastanenin yöneticisidir. Bir gün, Styler adında bir yazar ünlü bir suçlu hakkında bilgi almak üzere doktorla görüşmeye gelir. Niyeti o suçlu hakkında bir roman yazmaktır. Bir de yardımcısı vardır doktorun; daha çok tecavüze uğramış bir sokak fahişesini andıran Hemşire Plimpton. Olaylar ilerledikçe Styler, tam da romanının kahramanıyla başbaşa olduğunu anlar. Daha fazla devam etmiyorum çünkü aslında bütün bu anlattıklarım oyunun konusu değil. Demek istediğim, burada duyduğunuz hiçbir şeyin aslı yok. Gerçek, duyamadıklarınızın bulunduğu alanda gizli.
Ermişler ya da Günahkarlar , birden çok temayı barındırıyor içinde; görünenle görünenin arkasındaki arasındaki ilişki, iyi-kötü ikilemi, daha çok kötücül olanın cazibesi, deliliğin sınırı ve dolayısıyla normal olanla anormal olanın arasındaki o geçirgen ince çizginin varlığı. Bütün bunlar, oyun içinde oyun çerçevesinin içinde sunuluyor metinde. Horowitz, tıpkı bir satranç ustası gibi hamlelerini yapıyor ve finalde öldürücü darbeyi vuruyor; seyirci her şeyi çözdüm sonucuna ulaştığı anda da, şah mat! Oyunun tamamının bir trük olduğu çıkıyor ortaya. Ama trük olmayan tek bir şey kalıyor geriye; içten içe gönlümüzün Iago’ ya, III. Richard’ a aktığı gerçeği. Kötünün, ürkütücü olanın gücüne ve gizemine duyulan hayranlık.
Oyunun rejisi, hepimizin çok yakından tanıdığı, en üretken rejisör haklı ünvanına sahip olan Işıl Kasapoğlu. Doğrusu Horowitz metni öylesine sağlam kurgulamış ki, rejisöre pek bir şey bırakmamış. Bu anlamda, Kasapoğlu da metnin akışına sadık kalarak rejisini oyuncu odaklı oluşturmuş. Sahne tasarımınında tercih edilen gerçekçi üslup biraz kırılarak deforme edilseydi diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. Daha saydam, geçirgen objelerin ve renklerin oluşturduğu bir bütün plastik açıdan oyuna daha çok hizmet etmiş olacaktı düşüncesindeyim. Tabii, bu gerçekçi üslubun kullanılmasıyla birlikte finaldeki şaşırtmanın etkisinin de büyüdüğünü kabul ediyorum. Ama sahne tasarımında böylesine bir okuma da, rejinin varlığını biraz öne çıkararak oyuna artı değer kazandırabilirdi kanısındayım. Bu arada, her üç oyuncunun, birbirinden bağımsız, performanslarından çok etkilendiğimi söylemek istiyorum. Durumdan duruma geçişlerindeki yumuşaklık, rollerine karşı takındıkları mesafeli tutum ve böylece gerilimi sürekli ayakta tutmalarıyla gerçekten seyirciye oyunculuk izlemenin keyfini tattırıyor. Ermişler ya da Günahkarlar ın müziğini Selim Atakan yapmış. Işık; İrfan Varlı, Dekor ise Gürel Yontan’ a ait. Rol alan santçılar şöyle: Dr. Farquhar; Haluk Bilginer, Styler; Bülent Emin Yarar, Hemşire Plimpton; Şenay Gürler. Oyun, 13. Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında 22 ve 23 Mayıs tarihlerinde Oyun Atölyesi sahnesinde izlenebilir
|