ÇIĞLIK ATAN EURIDIKE Mİ, TEKAND MI?

                                                                                                          ÜSTÜN AKMEN

Şahika Tekand, 2002’de “Antigone Nerede” ve 2004 yılında da “Oidipus Sürgünde” başlıklı oyunları yazdı, Studio Oyuncuları oynadı, kendisi de yazdığı oyunları yönetti. Sophokles’in “Antigone”sinden ve başka metinlerden esinlenerek oluşturmuştu tekstini Tekand. Ben, sadece birincisini görebildim. Çok beğenmiştim, ikincisini göremediğim için hâlâ hayıflanmaktayım.

Şahika Tekand 2006 da “Euridike’nin Çığlığı”nı yazdı ve sahneye koydu. 15. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali ve 4. Uluslararası Tiyatro Olimpiyatları kapsamında, hem “Oidipus Üçlemesi”nin sonuncu oyunu olarak, hem de festivalin ve olimpiyatların kapanış oyunu olarak izledim “Euridike’nin Çığlığı”nı.       

OYUNUN KONUSU

Oidipius'un bilinçsiz ensest ilişkiden doğan kızı Antigone, dik kafalı, cesur bir kızdır. Antigone’nin Ismene adlı bir de kardeşi vardır. Ismene, Antigone'ye göre daha uysaldır. Antigone'nin diğer iki kardeşi, taht mücadelesinden dolayı birbirleriyle savaşıp, birbirlerini öldürmüşlerdir. Bu didişmeyi fırsat bilerek başa geçen Kreon, kardeşlerden sadece Eteokles ölüsünü gömdürtmüş, ayin yaptırtmış, diğer kardeş Polyneikes’i kurda kuşa yem etmiş, ölüsünü köpeklere yedirtmiştir. Antigone, kardeşine yapılan bu saygısızlığı kaldıramaz, Polyneikes’in cenazesini gizlice gömdürtür. Bu eylemi sırasında yakalanır ve Kreon'un huzuruna getirilir.

 

KRAL KATİL Mİ, ADİL Mİ

Kreon onu ölüm cezasına çarptırır. Antigone, aynı zamanda Kreon'un oğlu Haimon'un nişanlısıdır. Kreon, Antigone'nin, Ismene’nin ve kâhin Teiresias’ın tüm yalvarmalarına karşın, açlıktan ve susuzluktan ölmesi cezasıyla bir mağaraya kapatılacaktır. Kreon’un oğlu Haimon da babasına nişanlısını/sevgilisini kurtarmak için dakikalarca dil döker. Ancak, Antigone kendini asar ve bunu öğrenen Haimon dayanamayarak intihar eder. Haimon’un annesi, yani Kreon'un eşi Euridike de, bu acıya dayanamayacak kalbine hançeri indirecektir. Acılarla kıvranan Kreon'un aklı başına gelmiş, dik kafalılığını fevkalade trajedik bir biçimde ödemiştir.

 

KRAL KÖTÜ ADAM DEĞİL Kİ…

Şahika Tekand, yeniden can verdiği söylenceyi yazıp sahneye taşırken; dekor, kostüm ve oyun tekniği açısından M.Ö. 441 özgünlüğünden yana tavır koymamış. Aksine, içerik açısından günümüz koşullarına uyarlamaya çabalamış. Evet, söylence başka bir çağa aittir, ama Şahika Tekand işin kolayına kaçmamış.

 

O çağın temelinde, elbette dinsel ve tutucu bir dünya görüşü egemen. Tekand, metni yazarken dünyaya farklı bakmış. Dünyanın var oluşunu, dinsel ve geleneksel görüşlere dayandırmamış. Gitmiş, doğrudan Antigone'nin yanında saf tutmuş. Kreon, devleti ve yasayı temsil ediyor ya, yani kabile toplumu ve akıl toplumu çatışıyor ya, Şahika Tekand, ülkemizde son zamanlarda meydana gelen gerici hareketleri Antigone’yle, hukuk devleti ve demokrasiyi ise Kreon ile özdeşleştirmiş. Antigone dinsel değerler dünyaya egemen olsun diye krala başkaldırıyor, Kreon “meşru zemin”den kayınca şıpınişi bir diktatöre dönüşüveriyor. “… gelinim sen anla,” misali kimilerinin kulaklarını çekmiş Tekand. Diğer taraftan, antik metnin: “Başkaldırma, kaderine razı ol, yoksa Tanrılar seni cezalandırır,” iletisine kulağını tıkamış, evrenselliği tartışılmaz bu antik öyküye yepyeni bir yorum getirmiş. Kadın erkek çatışmasının, devletin devamını kendi hırsıyla birleştiren yöneticinin sonunun ne olabileceğinin altını bir güzel çizmiş. Bu çizgileri çizerken, örneğin Kreon’u tam bir kötü adam olarak almamış eline. Çünkü söylediklerinde hukuki doğruluklar var Kreon’un, o halde neden kötü adam olsun ki! Şahika Tekand’ın elinde sanki bir savcı olmuş Kreon.

 

HAREKET DİZGESİNİN ZORLAYICI DÜZEN İÇİNDE GERÇEKLEŞİŞİ

Esat Tekand, Thebai’de, hükümdar sarayının önünde geçmekte olan oyun için, metal çubuklardan bir dekor tasarlamış. Kötü mü? Değil bence. Şahika Tekand, bölümleme kullanmamış, oyunu başından sonuna kadar bir saat beş dakikalık bütün halinde sahnelemiş. İyi de etmiş. Kendisinin de ifade ettiği gibi “ötekinin hakları”, “ifade, inanç ve düşünce özgürlüğü,” “hukukun adil uygulanışı”, “savaş” gibi kavramları öne çıkarmış; birbirini izleyen, sınırlı sayıda devinimden oluşan “hareket sistemi”ni, zorlayıcı bir düzen içinde gerçekleştirerek ana aksiyonu oluşturmuş.

 

IŞIĞIN DEĞİL, OYUNCUNUN IŞIK TASARIMINA SORUMLULUĞU

Işık tasarımını da kendisi yapmış Tekand. Oyuncuları ışığa karşı sorumlu tutmuş.  Işık masasındaki oyuncular (Nilgün Kurtar ile Ayşegül Cengiz Akman) da bilgisayar tekniği ile mi, her neyle olursa olsun, hata kaldırmaz görevlerini bihakkın yerine getirmişler. Ismene’de Ridade Tuncel Sarıcan, Antıgone’de Özlem Özhabeş, Theresias’ta Ulushan Ulusman, Haimon’da Cem Bender yönetmen ne vermişse, ne istemişse harfiyen uygulamış. Eurıdıke’de Şahika Tekand Şahika Tekand gibi. Kreon’da Şerif Erol, mükemmel diksiyonuyla yaratıcı duygularını aktarmak için her şeyi, ama her şeyi; sözcüklerini, sesini, jestlerini, hareketlerini, aksiyonunu, yüz ifadelerini cömertçe kullanmış. Gerçekten de alkışlanacak bir performans çıkmış ortaya.

 

SIRA GELDİ “KORO”YA

Şahika Tekand, oyununu sahneye koyarken öyküleme görevini koroya vermiş. Öyle ya, konunun anlatılmasını, anlaşılmasını, bazı bölümlerin özetlenmesini, hatta yorumlanmasını kim üstlenecek? Elbette ki koro! Hatta koro elemanı sayısını Sophokles’in aksine artırmış Tekand. Sözüm yok… Koroyu tam 21 gençten oluşturmuş. Sesler iyi, beden dilleri iyi… Metronom gibiler, tek aksama yok… Gel gelelim, Şahika Tekand yönetmen olarak öylesine yüksek bir tempo tutturmuş ki, koronun söylediklerini anlamanın olanağı kalmamış. Kimi sözlerin, söz öbeklerinin kaynağındaki birbirlerine yakın seslerin art arda gelmesi, söyleyişi güçlüğe uğratmış.  Bütün bunlar kakofoni yaratmış, izleyicinin konsantrasyonunun dağılmasına neden olmuş.

Her şey iyi, hoş, güzel de; işte bu eksiklik var ya, bu küçük sanılan eksiklik…

Bu eksiklik neden olmuş; gül gibi oyun, oyun olamadan solmuş.

uakmen@superonline.com

ana sayfa