|
KOMEDYALARA ÇAĞDAŞ YORUM EZİYETİ FİLİZ ELMAS filizelmas@superonline.com Lysistrata, Yazan:Aristophanes,Çeviren:Azra Erhat,Sabahattin Eyüboğlu, Yöneten: Coşkun Irmak, Dekor Tasarımı: Murat Gülmez, Giysi Tasarımı: Esra Salah, Işık Tasarımı: Fahrettin Özen, Şükrü Kırımoğlu, Müzik: Tunay Uzuner, Dans ve Hareket Düzeni: Alpaslan Karaduman, Oynayanlar:Emine Semra Gökalp, Gülizar Irmak, Mesude Yılmaz, İclal Karaduman, Tuncer Yığcı, Edip Tümerkan, Tolga Tuncer, Ezgi Koç, Zeynep Dizer, Gülben Oğuz, Gamze Karababa, Sezen Gümüştekin, Nihal Erdoğan, Deniz Özdemir, Engin Özyürek, Aybar Taştekin, Acan Ağır Aksoy. Aristophanes eski komedya türünün en önemli yazarlarındandır. Sevda Şener yazarın oyunlarını “yaşayan kişileri ve onların yanlış işlerini sergileyen taşlama” olarak niteler. Metinlerde kullanılan koronun işlevi ise eleştiriyi pekiştirmektir. Komedyalarda sağlanan gülme yolu ile cezalandırma anlayışı, insan haklarını tehdit eden davranışlara yönelik olabilir. Lysistrata Kadınların Savaşı Atina’da barışı sağlamak için Lysistrata isimli bir kadın lider öncülüğünde gerçekleşen girişimi ele alır. Oyunda kadınlar kocalarından uzak kalarak onları cezalandırır ve dişiliklerinin gücünü kullanarak barışı sağlarlar. Ankara’da promiyer yapan Lysistrata rejjsi Coşkun Irmak tarafından gerçekleştirilmiş. Aristophanes’in oyunlarındaki evrensel temaları, 21. yüzyıl seyircisinin izleyebileceği biçimde görselliğe aktarmanın oldukça zor bir süreç olduğunun ben de farkındayım. Ama şimdiye dek izlediğim birkaç iyi örnek dışında bu tür oyunlarda hep aynı süreci yaşadım. Oyunu güncelleme, kısaltma ve seyirciye keyifli bir seyir sunma çabası, yapılan benzer hatalar nedeniyle, çoğu kez benim açımdan komedyalardaki çağdaş yorumu izleme zorluğuna dönüşüyordu. Lysistrata’yı bu yorum odağında değerlendirirsek önce dramaturgi çalışmasına bakmak gerekir. Yönetmenin dramaturgi çalışması ile metinde yaptığı kısaltmalar oyunun bütünlüğünü bozmamış ve seyirciye izlenebilir bir uzunlukta, akıcılığı olan tek perdelik bir oyun sunulmuş. Ancak ben yenilik adına oyunun başına ve sonuna eklenen didaktik metinleri çok doğru bulmadım. Yönetmenin kendi ifadesi ile bu konudaki “çok bilen” yorumu, seyirci açısından gerçekten de itici bir bilmişlik yaratıyordu. Sahneden gözümüze sallanan didaktik parmak, oyunun anlaşılır kılınmasına ve metindeki barış temasına bir katkı sağlamıyordu. İkinci olarak oyundaki koro çalışmasını değerlendirirsem, ne yazık ki yıllardır komedyalarda izlediğim ve herkes tarafından bilinen bir sürecin tekrarı olduğunu söylemek zorundayım. Koro sahnede sadece bir arada durup, bir arada yürüyen ve sırası geldiğinde de repliklerini bir arada söyleyen insanlar topluluğuydu. Oysa koro eski komedyada halkı temsil eder ve az önce de ifade ettiğim gibi eleştiriyi pekiştirici bir gücü vardır. Bu anlamda konu, komedyayı güncellemek olunca yönetmen için sahne çalışmasında özenle üzerinde durulması gereken bir unsur haline gelir. Koro kimi kez halkın gücünü, kimi kez korkusunu, kimi kez ise aklını ifade etmektedir. Rejinin Myrrhine-Kinesias sahnesindeki yorumu, yani aslında her şeyi izleyen ama uyuma numarası yapan koro düşüncesi, ifade ettiğim zenginliğin sahneye yansımasıydı. Ama oyunun bütününde sadece tek bir sahneydi. Benim koro ile ifade etmek istediğim diğer bir eleştiri ise, bu insan topluluğunun aynı zamanda birçok farklı tipten oluşan bir sahne zenginliği olduğu hatırlatmasıdır. Eğer reji ve oyunculuğun birlikte çalışması, birlikte yaratımı sağlanırsa seyirci aynı anda farklı kişileri sahnede izleme olanağını yakalayabilir. Oyunculuklarda rahatsız edici unsur özellikle de kadınların, tahminimce rejinin isteğine uyarak, kalın çizgili bir oyunculuk çıkarmasıydı. Sesleri, hareketleri, yürüyüşleri abartılı ve büyüktü. Neden sorusunun ise oyunda bir yanıtı yoktu. Yönetmenin tercihinden benim anladığım, yanımda oturan seyircinin yorumuna benzer bir yorumdu. Herhalde “erkek gibi kadınlar ” görüntüsü çiziliyordu ama bu yorum bile hâlâ neden sorusuna yanıtı olamıyordu. Eğer komedyadaki oyun kişilerinin aslında tipler olduğu belirtilmek istenmişse, bu haliyle istenen etkiyi yaratamıyordu. Örneklemek gerekirse, Myrrhine’nin kocasıyla buluştuğu sahnede bir dişinin baştan çıkarma sürecini doğru biçimde ifade edemediği söylenebilir. Ankara sahnelerindeki Lysistrata yazımın başında da ifade ettiğim gibi, ne yazık ki “çağdaş yorum” çabasına mahkûm edilmiş bir komedya anlayışının dışına çıkamıyordu. Ankara Devlet Tiyatrosu, İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi, Tel: 0 312 397 33 61 Oyun Dergisi, Sayı 1, İstanbul Mart 2007
|
|
|