'Keyifli bir ibretlik'

 

' 'Türk seyircisinin oyunun tadına varmasını hedefledik. Sözgelimi, karakterlerimiz 'komik-i şehir' tadında oynuyorlar; ortaoyunu mizansenleri uyguluyorlar; bize 'dilek ağacı'nı hatırlatan hayat/ölüm ağacının yapraklanmasını bağlanmış çaputlarla gösterdik; ninnide kendi havalarımızı kullandık.''

 

 

ECE BAKTIAYA Cumhuriyet 30.05.2006

 

 

15. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali , Kocaeli Şehir Tiyatrosu'nun 'Godot'yu Beklerken' adlı oyunuyla sürüyor. Oyunu 'keyifli bir ibretlik' olarak tanımlayan Ali Taygun 'la konuştuk.

 

- 'Godot'yu Beklerken'i seçmenizin nedeni nedir?

 

ALİ TAYGUN - 'Godot'yu Beklerken' kanımca Beckett 'in en teatral, en açık seçik, dolayısıyla sıradan seyircinin en tadına varabileceği oyunu...

 

- 'Godot'yu Beklerken'in başlangıçta öncü olarak nitelenirken kısa sürede klasik bir yapıta dönüşmesini neye bağlıyorsunuz?

 

TAYGUN - 'Godot'yu Beklerken' 20. yüzyılın en başarılı tiyatro metinlerinden biri. İnsan kafasını tarih boyunca meşgul eden soruları insanca irdeliyor.

 

- Somut bir öykü olmaksızın, imgelerle anlatılan bir oyunu sahneye taşımanın ne gibi zorlukları var ya da var mı?

 

TAYGUN - Oyunun çok somut bir hikâyesi var. Bu belki metinde doğrudan anlatılmıyor, ama dikkatle okununca anlaşılıyor.

 

Bir çift eski sahne komiği işsiz kalmış. Godot diye biri de bunlara bir söz vermiş. Belirlenen yerde buluşacaklar. Ancak adam gelmiyor. Bunlar da yoldan geçenlerle muhabbet ederek vakit geçiriyorlar. Oyunun değeri bu basit öykünün içinde geçen türlü göndermelerle hayatın sorgulanmasında ve net yanıtlar verilmemesinde yatıyor. Beckett eserinde görünürde soruyor, cevaplamıyor; ancak daha derinlerde çok anlamlı işaretler saklı. Biz Beckett'e hiçbir şey katmamaya, hiçbir şey çıkarmamaya özen gösterdik. Sadece iki noktada (ninni, küfürleşme) bizden öğeler kullandık. Birkaç noktada da çeviri sınırları içinde kalarak kendi şiirimize atıflar yaptık.

 

- Oyuna Ali Taygun yorumu neler kattı?

 

TAYGUN - Bence bu oyunu 'doğru' sahnelemenin şartı 'yorumlamamak' . Biz hiçbir olayın, hiçbir sözün başka bir kavramı simgelediğini düşünmüyoruz. Oyunda 'mesaj' aramıyoruz. Seyirci dilediği yorumu yapabilsin istiyoruz. İster bir fars gibi seyreder oyunu, ister derin anlamlar yüklü bir tragedya gibi.

 

 

'Komik-i şehir'

 

 

- Geçen yılki 'Macbeth'iniz gibi, 'Godot'yu Beklerken' de bizden izler taşıyacak mı?

 

TAYGUN - Türk seyircisinin oyunun tadına varmasını hedefledik. Sözgelimi, karakterlerimiz 'komik-i şehir' tadında oynuyorlar; ortaoyunu mizansenleri uyguluyorlar; bize 'dilek ağacı' nı hatırlatan hayat/ölüm ağacının yapraklanmasını bağlanmış çaputlarla gösterdik; ninnide kendi havalarımızı kullandık.

 

Öte yandan, kahramanlarımız bize Şems 'ten Kaygusuz 'a uzanan 'abdallık' geleneğini düşündürdü. Bu da Beckett'in karamsar olduğu iddialarının tersine bizi oyunda iyimserliğin hâkim olduğu kanısına ulaştırdı.

 

- Godot, beklenen birini, 'umut'u simgeliyor...

 

TAYGUN - Godot'nun kim olduğu konusunda türlü fikir yürütüldü. Biz, son tahlilde, onun bir kişi değil bir duruş olduğunu tahmin ettik. Bu durumda beklenen, tüm olumsuz, manasız, can sıkıcı şartlara rağmen bir yaşama sevinci oluyor... Parke taşlarının arasından yağmur ertesi görünen yeşillikler gibi. Ömrü süresince iki cihan harbi, devrim, faşizm, soğuk savaş gibi umutlar ve felaketler yaşamış bir Beckett'in güzelliği de bütün bunlara rağmen bize Godot'yu armağan etmesi.

 

 

ana sayfa