|
Her Şeye Rağmen Tiyatro
Tüm olumsuzluklara, tüm art niyetlere, tüm fesat girişimlerine rağmen yine de tiyatrolar perdelerini açıyorlar...
Seçkin Selvi
Ekim geldi çattı; tiyatro mevsiminin başlama zamanıdır. Aslında iki yarı-profesyonel iki de yerleşik tiyatro çalışmalarına başlayalı nerdeyse iki hafta oluyor. Eylül ortasında Mahşer-i Cümbüş topluluğu “Tiyatro Sporu” adlı oyunla, Zakoğlu Tiyatrosu da “Şarkılar Seni Söyler”, “Bir Delinin Hatıra Defteri”, “Hayrola Karyola”, “Aşk Sende Kalsın Ütü Masası Bende” gibi hayli farklılık gösteren bir yelpazedeki oyunlarla perdelerini açtılar. Bu iki gruba kendi yolları açık olsun diyerek yerleşik tiyatrolara geçiyorum. Geçen yıl kurulan ve yüksek tuttuğu çıtasını başarılı oyunlarla hayata geçiren DOT topluluğu 2006-07 tiyatro dönemini 20 Eylül’de “Böcek” adlı oyunla açtı. Tracy Letts’in yazdığı, Murat Daltaban’ın yönettiği “Böcek”, ABD’nin gizli planları için insanların vücutlarına elektronik böcekler yerleştirdiğine inanarak komplo teorileri yaratan bir adam ve bir kadın arasındaki hastalıklı ilişkiyi şiddet, paranoya, aşk ve gerilim ortamında işleyen sarsıcı bir oyun. DOT bu ilk oyundan sonra Başar Sabuncu’nun yöneteceği “Yastık Adam” ve Emre Koyuncuoğlu’nun yöneteceği “Kara Kuş” adlı iki yeni oyunu daha repertuarına aldı. Geçen sezon başlayan “Sansürcü”, “Çok Uzak” ile “Aşk ve Anlayış” bu yıl da sürecek. Perdesini erken açan bir başka topluluk da Oyun Atölyesi. Topluluğun bu yılki repertuarında iki Shakespeare yapıtı yer alıyor. Bunlardan “Hırçın Kız”, Kemal Aydoğan’ın rejisiyle 28 Eylül’de seyircisiyle buluştu. Geçen sezon başlayan “Atinalı Timon” ile Stefan Tsanev’in yazdığı “Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü” dönüşümlü olarak devam edecek. Söz özel tiyatrolardan açılmışken...
Özel tiyatrolara devletin verdiği destek ödeneğinin kaldırılması kararı mevsim açılışına damgasını vurdu. Bu desteğin uygulanmaya başladığı 1982 yılından bu yana, tiyatrocu dostların şimşeklerini üzerime çekme pahasına, “Bu yöntem bir ulûfe anlayışıdır. Özerk bir Sanat Konseyi ya da benzeri bir kuruma bağlanmayan bu uygulama hem özel tiyatroları birbirine düşürür, hem de ne idüğü belirsiz yönetimlerin iki dudağı arasına düşer,” diye karşı çıktığım düzen, tiyatroları ihbarcılığa varacak derecede birbirlerine düşürdükten sonra aynı ulûfe anlayışıyla ortadan kaldırılıyor. Niyetim, “Ben dememiş miydim,” demek değil. Ama yıllar içinde kopartılan yaygaralar, sanattan nasibini almamış yönetimlerin tek bir oyunun giderlerini bile karşılamayan bu meblağları bir matah gibi görerek Damokles’in kılıcı gibi kullanmasına yol açtı. O yüzden “Şuna şu kadar verildi, buna bu kadar verildi” karşıtlıklarını, kırgınlıklarını bir yana bırakıp evlat uğruna yumurtayı bile sulandıran Ali Diboculara karşı yek vücut olmanın zamanıdır şimdi.
Özel tiyatrolar hiç kuşkusuz yaşayacak
Devlet desteği olmadığı dönemde özel tiyatrolar nasıl var olduysa, bundan böyle de hiç kuşkusuz var olacaklar. Yine de taşeron çevreye “hakediş” ödemeye meraklı yetkili mercilerden tiyatroların çok “hak ettiği” desteği almaları için var gücümüzle çaba göstermeliyiz. Bu çabada görsel ve yazılı basının pek katkısı olacağına inanmıyorum. Yeri göğü birbirine katmaları gerekirken, haberi sadece gazetelerde birkaç satırla geçiştirmenin ardında, boşta kalacak oyuncuları kendi dizilerine çekme planı yoktur diye ümit etmek istiyorum. Özgür sanatı engellemek, giderek yok etmek amacı güden tüm resmî girişimlere karşın özel tiyatrolar yenilikçi, zengin repertuarlar hazırladılar. Yazıya geçen yılın yeni grubu DOT ile başladım, bu yılın yeni tiyatrosu Garajistanbul’la sürdüreyim. Burada yeni olan topluluk değil, tiyatro binası. Mustafa ve Övül Avkıran’ın girişimiyle Galatasaray Garajının bir bölümü çeşitli topluluklara ve etkinliklere yer verecek olan Garajistanbul adıyla tiyatro salonuna dönüştürüldü. 5.Sokak Tiyatrosu burada “Ashura”, “Kassandra” ve “Oyunu Bozun” adlı oyunları sergileyecek. Üç oyunun konsepti de Mustafa Avkıran’a ait. “Ashura”yı Mustafa-Ödül Avkıran, “Kassandra”yı Mustafa Avkıran, “Oyunu Bozun”u Mustafa-Övül Avkıran rejisiyle izleyeceğiz. Garajistanbul için Naz Erayda bir Sevim Burak projesi yapacak. Emre Koyuncuoğlu’nun Tiyatro Festivali için hazırladığı “Arıza” Garajistanbul’da gösterime devam edecek. Şahika Tekant’ın Stüdyo Oyuncuları ve Krek Tiyatro Topluluğu da kendi projeleriyle Garajistanbul’da yer alacaklar. Pazartesi ve Salı günleri ise çeşitli Çağdaş Dans Toplulukları gösterilerini sergileyecekler. Dostlar Tiyatrosu, perdesini Kasım başında İstanbul Tiyatro Festivali için hazırlanan Beckett'in “Oyun Sonu” adlı oyunuyla açacak. Pierre Chabert’in yönettiği, sahne tasarımını Avigdor Arikha’nın, giysi tasarımını Barabara Hutt’ın, ışık düzenlemesini Genevieve Soubirou’nun yaptığı oyun, Kasım ayında Eskişehir Festivali ve Paris-Beckett 2006 Festivaline de katılacak. Geçen yılın repertuarında yer alan "Aymazoğlu ile Kundakçılar", "İnsanlarım", "Fay Hattı" bu sezon da devam edecek. Kent Oyuncuları, geçen sezonun en çarpıcı oyunlarından biri olan Rebecca Lenkiewicz’in “Gece Mevsimi”ni oynamayı sürdürecek. Yıldız Kenter, Güngör Dilmen’in tek kişilik oyunu “Ben Anadolu”yu Yücel Erten’in yönetmenliğinde yeni bir yorumla sergileyecek. Bir yeni oyun ise unutulmaz başyapıtlardan “Anna Karenina”. Helen Adminson adlı İngiliz yazarın oyunlaştırdığı, Cevat Çapan’ın Türkçeye çevirdiği “Anna Karenina”yı Mehmet Birkiye yönetiyor. Sahne tasarımı Barış Dinçel, giysi tasarımı Canan Göknil imzalarını taşıyor. Anna’yı Yeşim Koçak canlandıracak. Yıldız Kenter’in bir başka projesi de genç bir ekiple “Macbeth”i sahnelemek. Semaver Kumpanya, ilginç bir çalışmayla mevsimi açacak. Küba’lı yazar Abel Gonzales Melo’nun “Chamaco” adlı oyunu hem dünya prömiyerini Türkiye’de yapacak, hem de Türkiye’de ilk kez bir Küba oyunu sahnelenecek. Ekim’in ikinci haftasında başlayacak olan oyunu Küba’lı Dr.Orestes Perez Estanquero yönetiyor. Oyun, Küba'nın başkenti Havana'da işlenen bir cinayet sonrasında gelişen olay örgüsünü ve çarpıklıkları lirik bir dille aktarıyor. “Trainspotting” ve “Murtaza” adlı oyunlar oyuncularının askerlik süreçleri nedeniyle gecikmeli olarak devreye girecek. “Süleyman ve Öbürsüler” ise sürüyor. Semaver Kumpanya’nın bir başka projesi ise Ocak ayından itibaren Cuma akşamları oynanması tasarlanan “Categorie 3,4”. İsveç’li Lars Noren’in bu ilk oyunu 12-13 saat süren bir deneme. Kuruluşundan bu yana hep nitelikli ve hep başarılı çalışmalar sunmuş olan Akbank Prodüksiyon Tiyatrosu, Türkiye’de ilk kez oynanacak bir İsveç oyunu hazırlıyor. Henning Mankell’in yazdığı, Zeynep Avcı’nın çevirdiği, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği “Antiloplar” sezonun yeni oyunlarından biri olacak. AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu’nun geçen sezon sonunda sahnelemeye başladığı “Nathalie” bu yıl da sürecek. Philippe Blasband’ın bu iki kişilik oyununda Tilbe Saran ve Zuhal Olcay rol alıyor. Tiyatro İstanbul, “Tepetaklak” ve “Dönme Dolap” adlı oyunları dönüşümlü olarak oynamayı sürdürürken, “Kaçamak” adıyla yeni bir oyun sunacak. Olivier Lejeune’ün yazdığı, Gencay Gürün’ün yönettiği oyunda Metin Serezli, Şebnem Özinal, Şahnaz Çakıralp, Argun Kınal, Levent Ulukut rol alıyor. Hadi Çaman Yeditepe Oyuncuları, 25. kuruluş yıldönümlerini kutladıkları 2006-07 tiyatro dönemini Turgut Özakman’ın “Paramparça” adlı oyunuyla açıyor. Göksel Kortay’ın yönettiği, sahne tasarımını Barış Dinçel’in yaptığı oyunda Alça Bingöl, Cenk Sözeri, Hülya Şen, Mine Bıçakçı oynuyor. Topluluğun ikinci oyunu Arthur Miller’ın “Hepsi Oğlumdu” adlı yapıtı olacak. Mehmet Ergen’in yeni projesi, kendisinin yöneteceği “Yuva” adlı oyun. Aksanat salonunda Yeni Kuşak Tiyatro tarafından sahnelenecek olan oyunun yazarı Franz Xaver Kroetz. Doğacak bebekleri için her şeyin iyisini almak isteyen bir çift var karşımızda. Bebek doğduktan sonra da bitmiyor masraflar. Hep birşeyler satın almak ‘zorundalar’. Mesai saatleri dışında da çalışmak gerekiyor, ama yeterince iş yok.Ne iş olsa yaparım diyen babaya patronu çok özel bir iş veriyor. Bizim Tiyatro, 2006-2007 döneminde, iki yeni tasarı hazırlıyor. Birincisi, Kafka’nın Açlık Şampiyonu öyküsünden Zafer Diper’in oyunlaştırıp yöneteceği “Soytarısoy”. Oyun bir sirk ortamında mim-yüz boyamalar-masklar-giysiler-Cirque du Soleil esinlenmeleri ile sahnelenecek. İkincisi; Metin Yeğin’in yazdığı, dünyada-özellikle Latin Amerika çıkışlı- fabrikaların işgalleri konusunu ele alan “Patronsuzlar”. “Özkıyım” da, İstanbul gösterimleri ve turneler biçiminde sürecek yeni dönemde. Tiyatrokare, destek ödeneği sorunu yüzünden İstanbul’da perde açamıyor. “İki Oda Bir Sinan” oyununu turnelerde oynayacak. Sezon sonlarına doğru da Jean Marie Chevret’nin “Büyük İkramiye” adlı oyununu Nedim Saban’ın rejisiyle gerçekleştirmeyi planlıyor. Tiyatro Kedi, yeni sezonu Stephan Levi’nin yazdığı “Omzumdaki Melek” adlı romantik komedi ile açıyor. Başrollerini Ayda Aksel, Teoman Kumbaracıbaşı ve Hakan Altıner’in paylaştığı oyunu Hakan Altıner yönetiyor. Tiyatro Kedi, üçüncü sezonuna giren, Can Gürzap ile Nurseli İdiz’in oynadıkları “Salıncakta İki Kişi” adlı oyunla geçen sezon başlayan ve başrollerini Deniz Türkali ile Zafer Ergin’in paylaştığı “Kuklacı” adlı oyunu bu yıl da sürdürüyor. Altıdan Sonra Tiyatro topluluğu geçen yıl sergilemeye başladıkları, Yiğit Sertdemir’in yazıp yönettiği “Öldün, Duydun mu” adlı oyunu haftanın belirli günlerinde oynamaya devam edecek. Topluluk sezonun ikinci yarısı için yeni bir proje tasarlıyor. Tiyatro Oyunevi 10. Yılında sahnesiz
kaldı. Ancak Tol, Gavara gibi repertuarındaki oyunları ve İstanbul Tiyatro
Festivali’nde prömiyerini yaptığı Federico Garcia Lorca’nin “Beş Yıl Geçince”
oyununu yeni sezonda İstanbul’da ve diğer şehirlerde, çeşitli yurt içi ve yurt
dışı festivallerde sürdürecek.
|