|
Arzular Bir Hayal Oldu...
Yeni ve enerji ile dolu bir yıla girdiğimiz şu günlerde, tiyatro sahnesinde, eski olmasına rağmen yıllara meydan okuyan ve belleklerimizdeki yerini taptaze koruyan bir eser sahneleniyor. Tennessee Williams'ın aynı adlı oyunundan beyazperdeye uyarlanan ve “A Streetcar Named Desire” adını taşıyan film, ülkemizde de hem sinemada hem TV’de “Arzu Tramvayı” adıyla birçok kez gösterildi. Elia Kazan'ın yönettiği film, Vivien Leigh (Blanche DuBois) , Marlon Brando (Stanley Kowalski) , Kim Hunter (Stella Kowalski) , Karl Malden (Harold 'Mitch' Mitchell) gibi kuvvetli oyuncularıyla 1951 yılı Oscar'larına da damgasını vurmuştu. İhtiras Tramvayı, temel olarak ellili yıllardaki Amerikan toplumunun sosyal sınıflarını ve ahlaki bakış açılarını ele alsa da kadının toplumdaki algılanışı, sınıflar arası ayrılıklar ve çekişmeler boyutunda günümüzde karşılaşılan durumları da içeriyor. Oyun, güneyde eskiden oldukça itibarlı olan fakat daha sonra ekonomik buhrandan etkilenen bir aileye mensup orta yaşlarındaki bir kadının (Blanche DuBois) başka bir şehirde yaşayan kız kardeşi Stella'nın yanına gelmesiyle başlar. Stella, çiftlik sahibi ailesini terkederek, bir işçi olan Stanley’la evlenmiş, New Orleans’ın arka mahallelerinden birinde yoksul ama huzurlu bir yaşamı seçmiştir. Blanche’ın bu yaşantıyı küçümsemesi, dürüst ama kaba bir genç adam olan Stanley’i öfkelendirir. Blanche’ın “Kalmakta utandığım bir yere ihtiras tramvayı ile geldim” sözleri de zaten durumu özetlemektedir. Eski varlıklı günlerinin büyüsünden kurtulamayan, gerçeklerle yüzleşmekten kaçarak kendine bir hayal dünyası yaratan ve bu kaçış sırasında da itibarına yakışmayacak bir yaşam sürdüren Blanche, yeni bir hayat kurma beklentisiyle geldiği bu yerde, aile içi ilişkileri alt üst edecek, kendisini talihsiz bir sona taşıyacaktır. Ekonomik ve sosyal sınıfların bu kadar içiçe geçtiği günümüzde de benzer olayları gazetelerin üçüncü sayfalarında okuyoruz. Toplumdaki ahlaki çöküntüyü başlatan nedir? Kadın zorlu yaşam şartlarında korunmacı tavrını nereye kadar sürdürebilecektir? Statüler değiştiğinde alışkanlıklar bir süre sonra tarif edilemez bir yük haline mi gelmektedir? Ki bütün bu soruların cevabı yaşamın içinden örneklerde saklı. İstanbul Şehir Tiyatroları’nın yeni sezon oyunlarından olan “İhtiras Tramvayı”, Engin Uludağ’ın rejisiyle sahneleniyor. Müge Akyamaç’ın Blanche rolünde hayalle gerçek arasındaki geçişleri, yaşı ve deneyimiyle bütünleştirdiği performansı, Can Başak’ın dürüst, mert, dobra karakterli Stanley’i canlandırırken hissettirdiği doğallık görülmeye değer.
|