|
BİR OYUNUN MAYALANMA ÖRNEĞİ: “ARLECCHINO İKİ EFENDİNİN UŞAĞI”
ÜSTÜN AKMEN
“Arlecchino İki Efendinin Uşağı - Arlecchino Servitore Di Due Padroni”, burjuva komedyasının başlıca temsilcilerinden İtalyan oyun yazarı Carlo Goldoni’nin oyunlarından biri. Goldoni, halk tuluat (doğaçtan yaratım) tiyatrosundan yola çıkışla “Commedia dell’Arte”ye edebi karakter kazandırması sonucu, İtalya’da burjuva komedyasının, özellikle de duygulu komedyanın kurucusu bir yazar. “Commedia dell’Arte”nin reformisti. Diğer taraftan, “Arlecchino İki Efendinin Uşağı”, yapısı açısından sapasağlam bir oyun.
USTA İŞİ SAHNELENİŞ “Arlecchino İki Efendinin Uşağı”nı sahneye koyan büyük usta Giorgio Strehler, oyunu üzümün mayalanıp şaraba dönüşmesi ya da hamurun kabarması gibi dakika dakika oluşturmuş, oyuna sürükleyici bir güç katmış. Stefano de Luca işbirliğiyle “Arlecchino İki Efendinin Uşağı”nı yeniden sahneye koyan, 40 yıllık “Arlecchino” Ferruccio Saleri de, oyuna hem alegorik, hem de gerçekçi yönden yaklaşmış. Tempoyu genel anlamında yüksek tutarak izlenmeye süreklilik kazandırmış. Ezio Frigerio’nun değişen perdelerden oluşturduğu sahne düzeni ve Gerardo Modica’nın sarı ton ışıkları da, eminim kendisine yardımcı olmuş. Yani, sahneye uygulayış, tek kelimeyle usta işi. Franca Squarciapino’nun kostüm tasarımınıysa rahatlıkla “mükemmel” olarak tanımlayabiliyorum.
OYUNCULARIN BAŞARISI “Commedia dell’Arte”nin ciddi, komikliğinin farkında olmayan, uzun tiratlar atmaya, öğüt vermeye düşkün Venedikli tüccar karakteri Pantalone’yi canlandıran Giorgio Bongiovanni temel kurallara uygun bir yorumla Pantalone’yi ileride tutmuş. “Commedia dell’Arte’nin soytarı uşak tipi “zanni”lerden Brighella’da Luca Criscuoli de başarılı. Doktor Lombardi’de Tommaso Minniti bir iki yerde azıcık abartılı, ama kötü değil. Stefano Onofri tam dozunda bir Silvio çizmiş. Sara Zoia, Clarice’ye gayet nesnel yaklaşmış. Turinli Beatrice’de Pia Lanciotti de iyi, ama bana sorulursa aralarında bir adım öne çıkan Alessandra Gigli (Smeraldina) oluyor. Bilinçli ses kullanımı, diyalogları doğru ve akıcı kullanması ve temponun düzeyine olumlu katkısıyla gerçekten kutlanası bir oyun veriyor Gigli. Bu arada, ezgicilerin (cantarini), uşakların (Stefano Guizzi, Annamaria Rossano), hamalın (Francesco Cordella) başarısını da göz ardı etmemem gerektiğinin elbette bilincindeyim.
VE FERRUCIO SALERI Arlecchino tiplemesindeyse Ferrucio Saleri Usta, olay örgüsünü klasik fabl ile birleştirerek başarıya ulaşıyor. Uslanmaz yalancı, plan kurmayan ya da düşünmeyen, okuma yazma bilmeyen, ama pek güzel mektup okuyan Arlecchino, onda neredeyse gerçekten can buluyor. Saleri, sıkıldığında ya da seyircinin gevşediğini anladığında oyuna küçük “lazzo”lar eklemesiyse oyunun renk damarı oluyor. Soytarılığı, daha çok doğal olarak yaptığı ani hareketleri, akrobatik devinimleri, sahne üstünde dans eder gibi yürümesi ve bunlarla birleştirdiği politik tavırla çizdiği ele avuca sığmaz, sevimli, zeki, hazır cevap uşak tiplemesi oyunun eksenini oluşturuyor.
Ferrucio Saleri, hiç kuşkum yok ki Arlecchino rolüyle kapsamlı bir ilişki içinde. Bir sevgi ilişkisi bu; ancak bu yüzden de her sahici sevgide olduğu gibi temelde çelişkili, sancılı, uyum ve uyumsuzluk dolu. Üstlendiği bu rol, bu maske Ferrucio Saleri’nin bir anlamda ta kendisi. Ama “kendisi”, maskesinin ardında tiyatronun bütününü hiç mi hiç unutmuyor.
GOLDONI VE BRECHT “Arlecchino İki Efendinin Uşağı”nı ben 15. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’ndeki ilk gecesinde izledim. Seyirciler arasında, insanın içine sular serpiştirecek çoklukta, çoğunlukta tiyatrocu vardı. Oyundan çıkarken, onlar da benimle aynı kanıdalar mı acaba diye düşünmekten kendimi alamadım, ama hiçbirine soramadım. Bence Goldoni ile Brecht iki kilometre taşıydı. Öyle ya!... İkisinin de, yaşadıkları çağın toplumuyla olan ilişkileri ve tiyatroların dönemin toplum sorunları alanındaki anlamları Giorgio Strehler gibi bana da Avrupa tarihinin, burjuva hegemonyasının kurulmasıyla gelişen o bölümünün başlangıç ve hedef noktası, başı ve sonu, a’sı ve z’si olarak göründü.
Onlar, birbirlerinden ne denli uzak görünseler bile, ikisi de birbirinin yakını olan iki hedef noktası değil miydiler?
Ne dersiniz? Değiller miydi?
|
|
|