Bu haftaki oyunumuz yine İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımlarından; Küçük Bir İş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor. Oyunun yazarı Matei Visniéc. Kendini Rumen asıllı Fransız olarak tanımlayan Visniéc, 16 yaşlarındayken başlamış tiyatro oyunları yazamaya ve bir tiyatro yazarı olarak ülkesinde yoğun sansür uygulamalarıyla karşılaşmış. 1987 yılında siyasi göçmen olarak Fransa’ ya yerleşen Visniéc, oyunlarını yaklaşık onbeş yıldır fransızca yazıyor. Oyunları yirmiki ülkede oynanan ve bir o kadar da yabancı dile çevrilen Visniéc’ in Küçük Bir İş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor adlı oyununun sahnelendiği onbirinci ülke Türkiye. Ve yazarın, oyunun broşürüne yazdığı yazıdan sahnelemeden oldukça hoşnut kaldığı anlaşılıyor.
Oyunun konusu kısaca şöyle; gazeteye bir ilan verilmiştir: Küçük Bir İş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor. Ve şimdi işsiz kalmış olan, üç yaşlı kurt da bu ilan için görüşmeye gelmiştir. Birlikte hem eski günleri yad ederler hem de birbirlerinin kuyusunu kazmaya çalışırlar ve finale doğru nereyse canavarlaşırlar. Oyun işte bu bekleme süresi içinde başlar ve sonlanır.
Hepimiz palyaço sözcüğünü kullandığımız andan itibaren yüzümüze geniş bir tebessüm yayılır. O makyajın, kostümlerin, türlü numaraların büyüsüne kapılır, kendimizi yanılsamalar dünyasına gönüllü olarak bırakırız. Palyaçonun güldürmek, bizim de gülmek, salt gülmek en birincil hedefimizdir. Onun da acılar çektiğini, aşık olduğunu, karnının acıktığını, parasız kalabileceğini...kısaca palyaçonun da bir insan olduğunu unuturuz neredeyse. O sanki başka bir gezegenin varlığı gibidir. Bir palyaçonun gözünde bir damla yaşla betimlenmiş resimleri, fotoğrafları işte hep bu çelişkinin altını çizmeye çalışır. Öyle değil mi?
Ana temanın bu çizgi üzerinde ilerlemesiyle birlikte çok güçlü bir metaforla da karşı karşıyayız. O sevimli makyajlarıyla yaşlı palyaçolarımız iş dünyasının çirkefinin birer göstergeleri aynı zamanda. Gerçek yaşamda yüzlere takılan masklar, hesaplı gülüşler, sahte sevimlilikler karşılığını oyunda buluveriyor ve bütün bunların sözlerle ve tavırlarla çelişkisi de bizi gerçeklerle yüzleştiriyor. Aranan palyaçonun işi bitmiş, yaşlı bir palyaço olması da anlamlı. Böylece oyun zaman içinde öncesiz ve sonrasız bir yere taşınarak uyumsuzluk ve umutsuzluk daha da belirginleşiyor. Becket’ in Godot’ yu Beklerken’ ini anımsatan ve bana kalırsa uyumsuz tiyatronun güçlü örneklerinden diyebileceğimiz etkileyici bir oyun Küçük Bir İş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor.
Sahnelemede oyunculuk olanaklarını öne çıkartan bir anlayış hakim. Sahne tasarımındaki yalınlık ve bununla birlikte elde edilen boş alanlar da bu anlayışı destekliyor. Bununla birlikte rejideki iki fazlalıktan sözetmek istiyorum. İlki; finalle ilgili. Bir dördüncü kişinin varlığıyla, oyunun tamamı boyunca üzerinde ilerlediği o çok ince çizginin kalınlaştığını söylemek zorundayım. Bu öneri metinin içinde yer alıyor bile olsa inceltilmesi gerektiği kanısındayım. Eğer yoksa ve seyircinin kısır döngüyü anlamayacağı varsayımından hareket edilmişse bunun vazgeçilmesi gereken bir zaaf olduğunu düşünüyorum. İkincisi de, ölü mü ya da baygın mı olduğu pek belli olmayan bir genç insanın varlığı. Onun içinde bulunduğu mekanın da hiç açığa çıkmaması oyunun konsepti açısından sanırım daha doğru olacaktı. Ayrıca, palyaço numaralarında ustaca bir beceriksizlik anlatılmak istenene daha çok hizmet etmiş olacaktı düşüncesindeyim. Bu noktada, Levent Öktem’ in yaklaşımının doğru olduğunu söyleyebilirim ve performansından etkilendiğimi de.
Oyunun rejisi, önceki yıllardan Cadılar’ ın Macbeth’ i, Hamlet gibi oyunlarından tanıdığımız Müge Gürman’ a ait. Dekor tasarımını Murat Şahinler, ışık tasarımını ise Yakup Çartık üstlenmiş. Oyuncular şöyle: Nicollo; Levent Öktem, Filippo; Özkan Uğur, Peppino; Mehmet Güleryüz. Küçük Bir İş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor, 16 – 21 Nisan tarihleri arasında Taksim Sanhesi’ nde izlenebilir.