Sahnelerimize zenginlik katan özel tiyatrolara devlet desteği doğal ve gereklidir

 

Yarış dışı mı kalacaklar?

 

DT'nin 'genel müdür krizi'nden çıkmaya çalıştığı geçen tiyatro dönemi boyunca nitelikli işlerle perde açan özel topluluklar bol bol 'ödül' kazandı. Ama devletten 'ceza' geldi. Özel tiyatrolara devlet desteği yönetmeliğinin yürürlükten kaldırılmasıyla bu yılın 'tiyatro krizi' yaratılmış oldu.

 

Ayşegül Yüksel

 

Son iki yıldır, perdelerin açılmasına çeyrek kala, Kültür ve Turizm Bakanlığı çıkışlı bir krize itiliyor tiyatromuz. Geçen yıl Lemi Bilgin 'in Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevinden alınması ve yerine dramaturg Mine Acar 'ın vekâleten atanması ile başlayan olaylar dizisi aylarca sürmüş, bütün bu olan bitenler tiyatromuza bir yarar getirmemişti. Bu yıl ise tam özel tiyatrolara devlet desteği için yapılacak başvurular gündemdeyken, ilgili yönetmelik yürürlükten kaldırılıverdi. Bu krizin de tiyatromuza yarar getirmeyeceği kesin. Büyük olasılıkla yeni oyunların sahneye çıkarılması gecikecek; belki de kimi tasarılardan vazgeçilecek. Sanatı desteklemekten sorumlu bir bakanlık eliyle sanatın engellenmesi durumuyla karşı karşıyayız.

 

 

Özel tiyatrolarda geçen yıl

 

 

Oysa geçen yıl, Devlet Tiyatroları yaşadığı bunalımı aşmaya ve her şeye karşın perdelerini açmaya çalışadururken, özel tiyatrolar taptaze oyunlarla yeni dönemi başlatmışlardı.

 

Bize sunulan güzellikleri kolay unutan insanlarız. Bu nedenle, geçen yılın önde giden özel tiyatro yapımlarını anımsamakta yarar var. Ben yeni döneme Oyun Atölyesi'nin sunduğu 'Jeanne d'Arc'ın Öteki Ölümü' ile başlamıştım. Ardından Dostlar Tiyatrosu'nun 'Aymazoğlu ve Kundakçılar' yapımı geldi. (Aynı topluluk daha sonra İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali için 'Oyun Sonu' nu hazırladı). Kent Oyuncuları da 'Gece Mevsimi' ile özel tiyatroların dönem başındaki nitelikli çıkışına katkıda bulundu. Tiyatro Stüdyosu, yeni yapımı 'Bugün, Yarın / Teyzem ve Ben' ile gündeme gelirken, Ortaoyuncular 'Aşkımızın Son Durağı' , Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu 'Ben Eskiden Küçüktüm' , Tiyatro İstanbul 'Tepetaklak' , Tiyatro Oyunevi 'TOL' ve 'Beş Yıl Geçince' , Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu 'Ördek Muhabbetleri' , Sadri Alışık Kültür Merkezi 'Selvi Boylum Al Yazmalım' , AST 'Don Kişot' , Ankara Ekin Tiyatrosu 'Vatan Kurtaran Şaban' , Tiyatro Seyirlik 'Azizname' , Bizim Tiyatro 'Özkıyım' , Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu da bir 'Zuhal Olcay-Tilbe Saran şöleni' sunan 'Nathalie' ile sürdürdü dönemi. Farklı dünya görüşleri yanında, tiyatronun farklı biçemlerini yansıtan bu eşit oranda yerli/yabancı oyunların yapımlarıyla gerçekten de büyük bir çeşitlilik oluşmuştu.

 

'Genç' / 'genç kalmış' toplulukların etkinlikleri de nitelik-nicelik açısından 'öncü' / vurucu özellikler taşıyordu. BİLSAK Tiyatro-Maya Atölye 'Evcimen/Kabil' ve 'Beckett Gri Mavi' , Semaver Kumpanya 'Süleyman ve Öbürsünler' ve 'Fırtına' , ...ve Diğer Şeyler Topluluğu 'Aksak İstanbul Hikâyeleri' ve 'Son Dünya' , Duru Tiyatro 'Kara Sohbet' , DOT 'İki Kişilik Bir Oyun' , Studio Oyuncuları 'Euridike'nin Çığlığı' , Tiyatro Anadolu 'Yangın Yerinde Orkideler' , ve bu yıl izini süremediğim bir dolu başka özel topluluk tiyatromuzun hareketine/ bereketine katkıda bulundu. Adını geçirdiğim oyunlardan önemli bir bölümü turneler ya da başka etkinlikler yoluyla farklı kentlere de taşınmış, bir bölümü İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali/Tiyatro Olimpiyatları izlencesi içinde Türkiye'yi temsil etmişti. Ayrıca, bu yapımlarda yer alan sanatçılardan pek çoğu ödüllere değer bulunmuştu. Neresinden bakarsanız bakın, 2006 yılının 'özel tiyatro hareketi' başarılıydı. Göz ardı edilemezdi.

 

Bu topluluklardan bir bölümü için, yüreklendirici/ özendirici bir işlevi vardı verilegelirken verilmez oluveren devlet desteğinin. Kimi topluluklar ise 'para dağıtma' yöntemlerini 'hakça' bulmadıkları için başvuruda bulunmuyorlardı. Verilecek desteğin tutarlarını saptayan kurulda, özel tiyatro sahiplerinin de yer alması tedirgin ediciydi. Sonuç olarak da ilk oluşturulduğu 1982 yılından bu yana, yanlış değerlendirmelerden kaçınamadı kurullar. Onarım gerekliydi, bu kesin. Ama önümüzdeki 2006-2007 tiyatro sezonunu çöpe atarcasına değil.

 

Ülkemizin tiyatrosu bir dolu olumsuz koşula karşın, ödenekli tiyatrolar kadar özel toplulukların da emeğiyle ayakta duruyor. Devletin de sahiplenmesi gereken bir kültür ve sanat yarışması bu. Özel toplulukların 'yarış dışı' bırakılması, tiyatromuzun gözden çıkarılması demek. 'Doğru' yöntemler saptanmalı ve bu sancılı duruma -zaman geçirilmeksizin- çözüm bulunmalı. Devlet sorumluluğu bunu gerektiriyor.

 

 

   

 

 Cumhuriyet 5.09.2006

 

ana sayfa