|
ONURUYLA YAŞAYAMAMANIN HAKKI, ONURLU ÖLMEKTİR: “ÖZKIYIM”
ÜSTÜN AKMEN
Zafer Diper, tam yirmi beş yıldır Bizim Tiyatro’nun “her şeyi” olarak tanımlanmakta. Diper’in Bizim Tiyatro’su, kuruluşunun 25. yılında, gene Zafer Diper’in oyunlaştırdığı “Özkıyım” başlıklı (ben olsam “Öz-kıyım” olarak yazardım ya, neyse) oyununu sahnelemeye başladı. Sözünü ettiğim koskoca çeyrek yüzyıl yahu! Geçtiğimiz çarşamba akşamına Bizim Tiyatro tarafından çağrılı olunca, ne yapıp edip aralarında olmaya kararlıydım. Uzun yurtdışı gezisi yorgunluğuma, pöç kemiğimdeki anlatılamaz ağrıya karşın, uçaktan indiğim gibi soluğu İstanbul Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nin kapısında aldım.
ŞAŞIRTAN, İNSANI SARSALAYAN BİR OYUN Oyundan sonra “Tiyatro… Tiyatro” dergisinden “Sadık Seyirci” M. Sadık Aslankara’ya ve ünlü yazar-yönetmen-çevirmen (daha ne desem bilmem) Yılmaz Onay’a rastladım. Bu kere, “adet olduğu veçhile” oyunun değerlendirmesini yapmadık. Ülkemizde demokrasi, sivilleşme ve barış sürecinin gelişmelerle engellenmek istendiğini her aşamasında gören; engellemelerin her an şiddet ve çatışma ortamına dönüşebileceği kaygısını taşıyan ender aydınlarımızdan birinin, daha doğrusu kuşkularını tiyatro sanatıyla dile getiren sanatçı “pir”in oyunundan yeni çıkmıştık. Sahnede olanlara şaşırmıştık. Şaşkındık!
DİPER’İN DOĞRUDAN SÖYLEMEK İSTEDİĞİ Uluslararası ölçekte gündeme gelmekte olan soykırım konusundan ve azınlık hakları tartışmalarından en fazla kaygı duyanların başında Zafer Diper’in geldiğini biliyorduk. Bu konularda, karşılıklı güvensizlik, hatta düşmanlıkları ortadan kaldıracak barışçı ve yatıştırıcı politikaların, taviz değil, aklın ve sağduyunun gereği olduğuna inanırdı o. Amerikan emperyalizminin altını da kocaman çizerdi. Tiyatro sahnesinde, sahne ışıklarının altında söylemek istediği buydu onun.
SAHNEDEKİ DURUM Sahnede Karl Schmitt ile özdeşleşen Zafer Diper ya da kendiliğinden Zafer Diper oluveren Karl Schmitt’den biri ya da her ikisi birden, ”muasır medeniyetler seviyesine ulaşma” hedefinin cumhuriyetin kuruluş ilkesi olduğunun bilincindeydi/ler. Bu ilkenin günümüzde hayata geçirilmesinin; demokratikleşmek, sivilleşmek, kendi yurttaşlarıyla ve dünyayla barışarak hiçbir yurttaşı “sözde” saymayan, hiçbir ülke ve halka düşmanlık beslemeyen bir zihniyet ve hukuka erişmekle sağlanacağına inanıyor/lardı.
OYUN NE DEME İSTİYOR Gene umutların soldurulduğu günler yaşıyorduk ve Zafer Diper bir kez daha sahnedeki yerini aldı, oynadı, anlattı, seyircisini silkeledi. Ayrımcı, yasakçı, statükocu ve çatışmacı zihniyetin dünyanın neresinde olursa olsun egemen olmasına karşıydı, öylece durdu. Sahnede gerçek bir özgürlük anıtı gibiydi.
Oyunda, Berlin doğumlu Karl Schmitt’in, çocukluğunu ve ilk gençliğini doğduğu kentte geçirirken, 68 kuşağının acımasızca, gaddarca kıyım kıyım kıyılmasına tanık olduk. 68 kuşağı ezilmek, sindirilmek istenilir ve bu uğurda egemen güçler hiçbir kötülükten kaçınmazlarken, Karl düşünsel temellerini bu dönemde oluşturdu. Eylemlere katıldı, hatta bu eylemlerden birinde tutuklandı da... Doğal olarak işkence/ler de gördü.
TARİHİN TANIKLIĞI, KİMİ TANIKLARIN SANIKLIĞI Yaşamının ikinci çizgisinde Karl, bir süre hapiste yattıktan sonra özgürlüğüne kavuşacak, sonraları dünyanın dört bir yanını dolaşıp belgesel filmler yapacaktır. Gel gelelim, ne oluyorsa olur, çekeceği son filmin konusunu kendisi oluşturur. Yaşadığı tarihsel bir süreç vardır Karl’ın. İşte o süreci, yani kıymak eyleminin gündem oluşturduğu, kıymak eyleminin kıymık kıymık yapıldığı o süreci, filmlerden belgesellerden kurgulayarak anlatmayı, geriye bir veda kaseti bırakarak, özüne kıymayı düşünür. Düşünür ve amaçlarken, ister istemez öz-kıyımın tarihçesine dalar, daldıkça derinleşir. Ortaya (pardon sahneye) bu kere de, yüzyılın diğer tanıkları çıkagelir.
SİYASAL BİLİNÇ UYANDIRMANIN YOLLARI Zafer Diper’in “mütevazı”lıkla “oyunlaştırdığım” dediği “Özkıyım”, siyasal etkinliği tiyatro eyleminin odak noktasına yerleştirmesi açısından alkışı kesin olarak hak eden bir oyun. Oyunu yönetme biçeminde, sahneyi siyasal olayların bir yansıması ve yeniden yaratılması olarak ele alması dikkat çekici. Kendisinin belli ve belirgin olan siyasal dünya görüşünden yola koyularak, siyasal bilinç uyandırmayı amaçlamış ve hiç kuşkum yok ki amacına ulaşmış.
SAHNE, IŞIK, MÜZİK TASARIMLARI VE OYUNCULUK Canan Karakadı’nın sandalye, masa, uzaktan kumanda aleti, ayaktan çıkarılan bir çift çorap, belgesellerin ve filmlerden alıntıların gösterildiği beyaz perde ve video kasetlerden oluşturduğu sahne düzeni tasarımı belki kötü değil, ama yetersiz ve olabildiğince kuru. Süreyya Karaduman-Serhat Şahin ikilisinin ışık ve müziklerini oyunun rengine katkı sağlar nitelikte bulduğumuysa mutlaka söylemeliyim.
Zafer Diper oyuncu olarak, Karl Schmitt’i çözümlerken çözümlemenin sadece zihinsel bir süreç olmadığının ayırtına varmış. Başkaca pek çok unsuru, kendi doğasının tüm kapasitesiyle ve nitelikleriyle “Özkıyım”a dahil etmiş. Karl’ın öğelerine, kendilerini açığa vurabilecekleri olabilen en geniş alanı vermiş.
Kısacası, Zafer Diper Bizim Tiyatro’nun 25. Kuruluş Yıldönümünde kutlanası bir iş eylemiş.
Karl’a “sefil topluma olan borcunu ödetirken”, alnından öpülmeyi hak etmiş.
|