|
BEYAZ OLMAMAK SUÇTUR Saygılı Yosma Yazan: Jean Paul Sartre Çeviren: Orhan Veli Kanık Yöneten: Hüseyin Köroğlu Oynayanlar: Bennu Yıldırımlar, Burak Davutoğlu, Taner Barlas, Cengiz Tangör İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları
Fransız düşünür ve yazar Sartre’ın, Amerikan toplumunda geçen yüzyılın ortalarında doruk noktasına varan ırk ayrımcılığına dikkat çeken oyunu, en son “Kurtlar Vadisi-Irak” filmi ile gündeme oturan ve Türk toplumunda zaten uzun süredir baş gösteren hassasiyete paralel olarak gelişen anti Amerikancı klişelerle seyirci karşısına çıktı. Trende beyaz adamlar tarafından taciz edilen Lizzie adındaki fahişe, aynı adamlar tarafından bir zencinin öldürülüşüne de tanık olur. Kurtulmayı başaran diğer zenci ise haksız yere suçlu ilan edilmiş ve halk tarafından aranmaya başlanmıştır. Fahişenin evine kadar gelir, tanıklığına ihtiyacı olduğunu söyler, yardım ister. Oysa Lizzie’nin o gece ki müşterisi, trende zenciyi öldüren adamın kuzenidir ve saygın bir aileye mensuptur. Babası olan senatörün de devreye girmesiyle Lizzie, ulusunun çıkarlarına ve toplumun yüksek ahlak değerlerine hizmet ettiğine ikna edilecek, zenci aleyhine düzenlenmiş yalan ifadeyi imzalayacaktır. “İster suçlu olsun ister suçsuz, kendi ırkından (partinden!) olan birini suçlayamazsın” mesajını veriyor senatörle temsil edilen sistem. Beyaz olmak her türlü hakkı da beraberinde getiriyor iktidar sahiplerine göre. Kollarda gamalı haçı andıran armalarla gezinen polisler ise Nazilere gönderme yapıyor. Oyun sabaha karşı Lizzie’nin müşterisiyle evde hasb-ı haliyle başlıyor. Ellili yıllarda, para karşılığı aşk yapan bir kadının müşterisiyle tasma ve zincirlerle fantezi yapması, sabah alacakaranlıkta evi süpürmesi, önceki geceden aslında utanç duyduğu sözlerinden belli olan Fred’in giyinirken bile fantezi zincirini boynundan çıkartmaması, babasının-kuzeninin resmini cebinde taşıması gibi bazı hareketler bir anlam ifade etmiyor. Ulusu cüce olarak göstermek, Lizzie’nin yalan ifadeyi imzaladığında evin duvarlarının yıkılması, çatının delik olması ve akan damlaların sorgu odasını çağrıştırması, senatörün Lizzie’ye çıplak elle temas etmemesi ve yanından ayrılır ayrılmaz eldivenlerini atması gibi birçok gönderme, tek başlarına bir yaratım unsuru sayılsa bile hepsinin bir arada kullanılması klişe etkisi doğuruyor. Bennu Yıldırımlar’ın ikinci perdedeki sessiz çığlığı oyunun en etkileyici sahnesi olarak kalıyor. Oyun, bedensel zevk varsa her şeyin yolunda gittiğini göstererek de sonlanıyor. Her ne kadar tiyatro yönetiminin özerk olması gerektiğine inanmak istesem de Belediye yöneticilerinin de sırf amerikan karşıtı söyleme itibar etme niyetiyle oyun başında sergilenen gereksiz ve abartılı seks sahnelerine gözlerini kapadıklarını düşünüyorum.
|