|
DRAMATİK BİÇİMİ HAFİFE ALAN, HAFİFLETİLMİŞ KOMEDİ: “SENİ SEVİYORUM”
ÜSTÜN AKMEN
Tiyatrokare, “Seni Seviyorum-Canard A L’Orange” adlı bulvar komedisini mart ayının sonunda sahnelemeye başladı. Uzun bir evlilik hayatının ardından eşini terk etmeye hazırlanan bir kadının sevgi arayışlarını konu alan oyunu, Ankara’nın özellikle komedilerde uzmanlaşmış rejisörü Ali Hürol, İstanbul’a gelerek sahneye koymuştu.
MÜCAP ABİ’NİN KULAKLARINDA KAMPANALAR ”Seni Seviyorum”un, yıllar önce Mücap Ofluoğlu Tiyatrosu’nda “Piliç Sekreter” adıyla büyük beğeni topladığını anımsıyorum. Halen Paris’te sahnelenmekte olduğunuysa yeni öğrendim. İngiliz senarist William Douglas Home’un oyununu, o zamanlar Filiz Ofluoğlu Türkçe’ye kazandırmıştı, Ali Hürol o çeviri metninin virgülüne dahi dokunmamış olsa gerek ki, ünlü yazar Tom’un kitabını daktiloda yazmakta (Tom: “… yatak odasında daktilo tıkırtısı var, başka tık yok,” gibi bir şey söylüyor) olması, doğrusu komediye komedi katmış(!).
“BULVAR KOMEDİSİ” DEDİĞİMİZ 19. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan “Comédie de Boulevard”, bilindiği gibi burlesk’in vodvil şeklindeki komedya türü.
Dekoru belli: Burjuva evi.
Konusu hazır: İkili aşk ilişkisi.
Amacı açık: Sadece eğlendirmek…
“Seni Seviyorum” işte bu çizgide bir oyun. Liz (Sezai Aydın), kocası Tom’u (Sezai Aydın) terk etmeye hazırlanırken, aldatılmış olan koca karısını kıskandırmak için eve sekreteri Molly’i çağırır. Bu arada, Liz’in aşığı John da (Şencan Güleryüz) eve gelir. Kâhya Kadın Grey’in (Fatma Murat) de araya girmesiyle olaylar gelişir, falan…
ALİ HÜROL’UN SAHNELEYİŞİ Ali Hürol, yanına İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın deneyimli oyuncusu Sezai Aydın’ı; ahalinin “Çocuklar Duymasın” adlı TV dizisinden tanıdığı ve “Gönül” tiplemesiyle sevdiği tiyatro kökenli Zeyno Günenç’i;İTiyatro İstanbul’dan Şencan Güleryüz’ü; Levent Kırca’nın “Olacak O Kadar”ından Fatma Murat’ı alarak işe başlamış. Haaa, bir de dizilerin tutulan oyuncusu olduğunu sandığım, genç sunucu, adı ne yazık ki başına gelen istenmeyen kötü bir olayla sıkça anılan Gamze Özdemir’i “gişe oltası” olarak kullanmış.
Şimdiii… Eğri oturalım, doğru konuşalım, bakalım ne yapmış.
DAHA ÖNCE BAKALIM YARATICI KADRO N’APMIŞ “Ali Hürol ne yapmış,”dan önce “ışık tasarımını kim yapmış,” diye sorarak işe başlamak istiyorum. Yanıtını bulamadım, Nedim Saban’a da soramadım. Neyse, kim yapmışsa yapmış! Ama keşke azıcık titiz davransaymış yahu! Oysa, yapımcı Nedim Saban her oyunda olduğunca bulvar komedisinde de ışığın rolünün önemini bilmez mi? Bilmez olur mu, bilir elbette. Gel gelelim, tepe ışıkları genel atmosferi tamamlamadığı gibi, diğer yönlerden gelen ışıkların gölgelerini yok etmekten de “aciz” be kardeşim!.. Bahçe’nin oyun boyunca karanlıkta bırakılmasıysa ne ilginç bir düşünce(!). Hay Allah!..
Behlüldane Tor’un dekor tasarımı “matluba uygun”. Duygu Kabaçam’ın kostümlerine de doğrusu kötü diyemem.
GELELİM ALİ HÜROL’A… Ali Hürol’un, sahnede ritim ve temponun tüm oyuncular tarafından gerçekleştirilmesi gerekliliğini kulak arkası ettiğini öncelikli olarak ve hiç çekinmeden söyleyeceğim. Bu etken, metin içinde ya da dışında olayın akışının zaman zaman bozulması, temponun düzeyini kaybetmesinde de etken olmuş. Sözcüklerin, esprilerin sürekli yinelenmesiyse seyircinin uyarıcılarını olumsuz yönde etkilemiş. Belki Zeyno Günenç ile Sezai Aydın’ı ayrı tutmam gerekecek, ama diyalogların bilinmesi oyuncuyu diğer oyuncularla iletişimi açısından olumsuz kılmış. Oyuncular, belki de bu nedenle kendi repliklerinin endişesi içinde oyun boyunca kıvrım kıvrım kıvranmakta.
Haaa… Ali Hürol’a tam da bu aşamada, oyunun daha hemen başında Tom’u, Grey’i, Liz’i bahçeye fırlattırıp, hem de insan sesinin en çirkin tonunda çığrıştırmasının nedenini sormam gerekecek. Elbette: “Sadece stres atma aksiyonu,” yanıtını vermemesini dileyerek…
ÖZCELİK’E ÖĞÜTLERİM Fatma Murat, Levent Kırca skeçlerinin abartısından ne yazık ki kendisini kurtaramamış. Şencan Güleryüz’ün oyun süresince tek hareketi bile gerçeğe yakın değil. Gamze Özçelik, tiyatro oyuncusu olmaya niyetliyse yürekli olmasını da dilerim. Yürekli olmasının da yetmeyeceğini, çok çalışması gerektiğini de söyleyeceğim. Tiyatronun, dizi film çekimlerinde olduğunca yönetmen dukalığında yürümediğini, oyununun (örneğin) komedi unsuruna olan etkisini bütünüyle planlamasını ve oyunu seyirci önünde kontrol altına almayı öğrenmesini salık vereceğim. Yani, fırından daha çok, ama çok ekmek yemesini önereceğim. Onu seven, tiyatroyu yeğlemesine sevinen bir baba şefkatiyle…
AYDIN İLE GÜNENÇ Sezai Aydın, Tom’un fiziksel yaklaşımını belli ki iyi hesaplamış. Sahne üzerine de doğrusu iyi uyum sağlıyor. Komediyi, komik unsur nitelikleriyle birlikte aktarıyor. Sahnede ilk kez izlediğim ve tiyatro kökenli olduğunu bildiğim Zeyno Günenç ise, bilinçli ses kullanımı, sahne olanaklarını doğru değerlendirmesi, diyaloglarını doğru ve akıcı kullanmasıyla dikkatimi çekti. “Gönül” tiplemesinden kısa sürede profesyonelce arınması gerçekten sevindirici.
ŞU NEDİM SABAN, ÇOK ZEKİ BİR ADAM Gel gelelim, kim ne derse desin, oyun kurulmamış, dolayısıyla kurtulmamış. Şimdi düşünüyorum da, oturacağım koltuğun numaralı biletini kendi elleriyle bana veren yapımcı Nedim Saban’ın bir bildiği varmış diyorum.
Öyle ya, Nedim Saban bana neden en arkalarda yer ayırsın ki!
Seyredemeyeyim mi istedi, oyun sırasında salondan kaçarım mı sandı ne!
Ne bileyim ne?
|