TİYATRO DÜNYASINDAN...........................................Dikmen Gürün
ÖZEL TİYATROLARA KÖSTEK Mİ?
Özel tiyatrolara devlet desteği kaygan bir zemin üzerine oturmuş yönetmeliklerle bağımlı kalmamalıdır. Yasalaşmalıdır. Devletin, tüm çağdaş ülkelerde olduğu gibi, özel tiyatrolara vereceği ödenek bir ulufe değil, zorunluluktur.
Her yıl, şu günlerde (15 Ağustosta) devlet desteğinden yararlanmak için özel tiyatrolar tarafından Kültür (ve Turizm) Bakanlığına yapılan başvurular tamamlanır ve Ekim ayı gibi de hangi topluluğun ne kadar maddi destek aldığı belirlenir. Aslında, bu sistemin işlerliği de kendi içinde kuşkusuz tartışmaya açıktır ama, bugün birden bire ortaya çıkan sorun çok daha yaşamsal bir tehlikeyle karşı karşıya getiriyor özel tiyatroları. Başvuru süresinin bitiminden hemen önce, 12 Ağustosta, “Özel Tiyatrolara Devlet Desteği Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı” haberi yer aldı basında. Son dakikada böyle bir karar alınabilir mi? Alınırsa, ciddiyetle bağdaşır mı? Kısaca, olabilir mi böyle bir şey? Evet, olabilir. Oldu... Söz konusu kararın devlet ciddiyetiyle ne denli bağdaştığı/bağdaşmadığı ayrı bir tartışma konusu. Şu anda görünen o ki, özel tiyatrolar çok dik bir yokuşa doğru sürülüyorlar... Ortadaki resim, TİYAP (Tiyatro Yapımcıları Derneği) Başkanı Ali Poyrazoğlu’nun da belirttiği gibi, “şaşırtıcı ve manidar.” Sakın bunun altından da IMF kalkanı çıkmasın!
Neden, nasıl, niçin ? Özel tiyatrolar, öncelikle böyle bir kararın neden ve nasıl alındığını sorguluyorlar. Niçin özel tiyatroların temsilcileriyle konuşma gereği bile duyulmaksızın, saygı sınırlarını böylesine zorlayan bir sürpriz açıklama yapıldığını bilmek istiyorlar. Özel tiyatroları adeta yok farz eden umursamaz bir tavır söz konusu yaşananlarda. Özel tiyatrolar, böylesi bir umursamazlıkla yüzleşmenin ötesinde, bu soruna Bakanlık tarafından nasıl bir çözüm getirileceğini de kısa sürede bilmek durumundalar. Çünkü, bu kararı alanlarla ortak bir noktada buluşamadıkları taktirde yasal yollara baş vurulacakları kesin.
Özel tiyatrolar Türk tiyatrosunun dinamosudur. Bir ülkede toplumsal kalkınmadan söz ederken bireyde kültürel kalkınmanın önemini kavramalıkta elbette sayısız yararlar var. Tiyatro sanatı böyle bir gelişmede köşe taşlarından biri. Bu nedenle, devletin özel tiyatrolara bütçeden ayırdığı pay bir ulufe değil, bu sanatın eğitsel işlevini güçlendirecek bir destektir, bir zorunluluktur. Bu anlayış kuşkusuz yıllar içinde devlet tarafından yeterince beslenemedi. Özel tiyatrolar neredeyse can çekişmeye bırakıldı. Ama, bu yılın sürprizi galiba gelişmelerin tuzu biberi olacak....
Tiyatrolar Yasası “Özel Tiyatrolara Yardım Yönetmeliği” 1982 yılında yürürlüğe girdi ve olay, yasalarla değil, kişilerle, yönetmeliklerle bağımlı olduğu için, inişli-çıkışlı bir grafik izledi. Kimi Bakanlar çıkış grafiğinde anılan isimler arasında yer alırken, kimisi inişin önemli isimleri arasında yer edindiler kendilerine. Bu arada, 1992’de Yeniden Yapılanma çalışmaları kapsamında alınan doğru bir kararla , “yardım” sözcüğü, “destek” olarak değiştirildi ve “Özel Tiyatrolara Destek Yönetmeliği” dönemi başladı. 2006’da , görünen o ki, bir kalemde bu yönetmelik de şekil değiştiriyor, daha doğrusu yok ediliyor. Kanımca, bu kriz önemli bir gerçeğin altını bir kez daha çiziyor : Özel tiyatrolara devlet desteği; siyasal partilerin ve kişilerin tiyatro sanatına bakışlarıyla esneyebilen , kaygan bir zemin üzerine oturtulmuş yönetmeliklerle bağımlı olmamalıdır. Yasalaşmalıdır. Devletin, tüm çağdaş ülkelerde olduğu gibi, özel tiyatrolara vereceği ödenek bir zorunluluktur. Bu kapsamda, çağdaş bir Tiyatrolar Yasası bağımsız tiyatro hareketinin kültürel kalkınmadaki işlevini belirleyecek, bu sanatın ülke çapında yaygınlaşmasını sağlayacaktır. Bir kez daha şahit oluyoruz ki Tiyatrolar Yasası çıkartılmadığı, özel tiyatrolara ayrılan ödenek yasal ölçütlere bağlanmadığı sürece özel tiyatroların sağlıklı çalışması beklenemez...Yasa çalışmalarında da itici güç öncelikle tiyatrolar olacaktır kuşkusuz. Bu konu taraflarca masaya yatırılarak enine boyuna tartışılarak kalıcı bir çözüme ulaştırılabilir.... Her cümlenin başında AB’den söz eden bir ülke olarak bu cümlenin başına da AB harflerini koyarsak nasıl bir resim çıkar ortaya acaba?
Cumhuriyet 15 Ağustos 2006
|
|
|