Tiyatro Oyunevi, devam eden oyunları, yeni tasarılarıyla bu yıl da dopdolu

Lorca'nın evine davetlisiniz

Murat Uyurkulak'ın aynı adlı romanından Mahir Günşiray'ın sahneye uyarlayıp yönettiği 'Tol', biraz taraf, çokça muhalif, hem komik, hem acıklı, aynı zamanda da umut veren bir oyun.

ECE BAKTIAYA

Geçen sezonun sonlarına doğru sahnelenmesine karşın en çok konuşulan oyunlardan biriydi Tiyatro Oyunevi'nin yorumladığı 'Tol' . Murat Uyurkulak 'ın aynı adlı romanından Mahir Günşiray 'ın sahneye uyarlayıp yönettiği oyun, bu yıl da izleyiciyle buluşmayı sürdürüyor.

İki saate sığdırabilmek için romanda yer verilen çok şeye kıymak zorunda kaldıklarını anlatıyor Mahir Günşiray. Romanda 12 Eylül sonrasının savrulan yaşamları farklı kimliklerde görünürken sahnede yalnız iki karakterle karşılaşıyoruz. 68 kuşağı'dan bir şair ile 12 Eylül'e tanık ''Yusuf'' ... Türkiye'nin yakın siyahi tarihinden öykülerle yolculuğa çıkılıyor oyunda. Şairle düzeltmen Yusuf'un metinler hakkında tartışmaları üzerine kurulu oyunu, romanın aslına uygun olarak sahneye taşıdıklarını söylüyor Günşiray ve ekliyor: ''Romana sadık kalınarak yapılan bir tür roman anlatıcılığı denemesi bizim yaptığımız. Ama tabii ki sadece anlatmıyoruz. Olabildiğince sahneleri dramatize etmeden, bir öykü anlatıcılığı tekniğini kullanarak romanı yaşatmaya çalışıyoruz.''

Hem komik, hem acıklı

Biraz taraf, çokça muhalif, hem komik, hem acıklı, aynı zamanda da umut veren bir oyun 'Tol' . Dilindeki akıcılık, kurgusu ve zekice yazılmış bir edebiyat yapıtı olması etkilemiş Günşiray'ı ilk olarak... ''Uzun süredir hikâye anlatıcılığı ile tiyatroyu ortak bir dilde kullanmaya çalışıyordum. Uzun anlatımlar ve geriye dönüşlerle zaman zaman bir bilmeceye dönüşen yapıtı yorumlamanın oldukça zor olduğunu düşünmeme karşın denemek istedim. Türkiye'nin 1950'lerden 2000'li yıllara kadar geçen sürecini tek bir oyunda anlatabilmek tabii ki mümkün değil. Bu sürecin bence çok önemli olan izlerini taşıyan, göndermeleriyle çok sağlam politik temellere dayanan bir romanla karşı karşıya kaldım. Böylesine bir yapıtı sahneye uyarlamaya kalkışmak büyük bir riskti. Murat'tan (Uyurkulak) izin istediğimizde, 'İsterseniz romanın bir kelimesini kullanın. Ben size güveniyorum' cevabını aldık. Aldığımız yanıt, büyük bir sorumluluğun yanında büyük de bir güç verdi bize. Sonrasında kâğıda döktüğümde Murat'tan metne göz atmasını istedim, ama bakmak istemedi. İlk gösterime bir-iki gün kala bitmiş haliyle okudu oyunu. Ve sonra Diyarbakır'da seyretti ve çok beğendi. Dili böylesine zengin bir romana yaslanmanın gücü vardı arkamızda.''

Romanın yazarı gibi Günşiray da oyunu tek bir cümleyle özetliyor: ''Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi!''

Repertuvar tiyatrosu olma özelliğini sürdüren Tiyatro Oyunevi, bu yıl yeni oyunlarının yanı sıra 'Evlenme', 'Unutmak', 'Döne Döne', 'Gavara' adlı oyunlarını da dönüşümlü olarak sahnelemeye ve birçok uluslararası tasarıya imza atmaya hazırlanıyor. Örneğin 13 ülkeden 14 tiyatronun içinde bulunduğu 'Magic-Net' tasarısı. İçinde birçok kültür ve dilin yer alacağı, uluslararası bir tiyatro ağı tasarısı bu. 3 yıl içinde çeşitli tiyatrolarla üçlü ortak oyunlar sahnelenecek ve üç yılın sonunda bütün tiyatrolar ortak bir yapımda birleşecekler. Amaç, Avrupa'da genç seyirciye ulaşmak ve klasik ya da modern yapıtlara yeni boyutlar kazandırmak.

Teması 'yolculuk' olan Magic-Net'te farklı çalışma yöntemleriyle yeni metinler oluşturulması; farklı dil ve kültürlerin bir arada yaşatılması hedeflenmekte. Türkiye adına çağrı alan Tiyatro Oyunevi, tasarının ilk adımı olan Portekiz'deki çalışmalara katılmış bile. ''Ayrıntıları şubat ayında toplanıp görüşeceğiz, ama ilk çalışmamız İspanya ve Portekiz'deki tiyatrolarla olacak. Bir tür Safarad yolunu izleyen kültür kuşağıyla bağlantılı bir tasarı geliştirmeye çalışacağız. Hem tiyatrolarımızın kökeninde, hem de halkların kültüründe şimdiden birçok ortak nokta keşfettik bu yolla.

Bir başka tasarı Almanya'dan Estonya'ya 22 saat süren bir feribot yolculuğunda gerçekleştirilecek. Sözünü ettiğimiz 14 tiyatronun oyuncuları gemide Avrupa'dan öyküler, masallar, söylencelerle dolu bir tasarıyı çalışacaklar ve yolculuk bitip Estonya'ya varıldığında çalışma sahnelenecek. 3 yılı kapsayan bu tasarının ilk iki yılı bu oyunları oluşturup belli bir noktaya getirmek ve bu ülkeleri gezerek sunmayı içeriyor. Son yıl ise 14 tiyatronun da katıldığı, oyuncu, yönetmen, ışık ve dekor tasarımcısı vereceği bir büyük yapım üretilecek ve düzenlenen turnelerle 14 ülkeyi dolaşacak.''

Sırada 'Lorcahane' var

Konu tiyatro olunca Mahir Günşiray'la konuştuğumuz her dakika başka bir tasarının haberini alıyoruz... Oyunevi'nin en yakın tasarısı ise 'Lorcahane' . Lorca 'nın 'Seyirci', '5 Yıl Geçtiğinde' adlı yapıtları gibi ülkemizde pek bilinmeyen, dilimize çevrilmemiş oyunlarından, şiirlerinden, kukla oyunlarından, fars türü komedilerinden bölümlerin yer aldığı bir çeşit kabare, 'Lorcahane' .

Provaları aralık ayında yoğunlaşacak olan oyunu Günşiray şöyle anlatıyor: ''Lorca'nın çok fazla bilinmeyen metinlerinden bazı sahneler alacağız ve bir Lorca evi oluşturup o evde bir tür Lorca kabare yapmaya çalışacağız. Cennet bahçesinde bir gece olacak... Bir yandan onun eğlenceli dünyasına değinirken bir yandan da Lorca'nın bir aydın olarak faşistlerce iç savaşta öldürülüşüne uzanan süreci oyuna taşıyacağız.''

Müzikli oyunu Günşiray çevirip uyarlayacak ve yönetecek. Müziklerini Turgay Erdener , sahne tasarımını Claude Leon yaparken ışık tasarımını Yüksel Aymaz üstleniyor. Oyuna bir de Ankara opera sanatçısı Selva Erdener katılmış.

 

ana sayfa