|
DÜZENE UYMAK GEREK! Uyarca Yazan: Friederich Dürrenmatt Çeviren: Yücel Erten Yöneten: Şakir Gürzumar Oynayanlar: Atsız Karaduman, Atilla Olgaç, Tarık Ünlüoğlu, Kaya Akarsu Türü: Dram İstanbul Devlet Tiyatrosu
2006 Afife Tiyatro Ödülleri’nde “En Başarılı Prodüksiyon” ödülünü kazanan “Uyarca”, işinden atılan bir kimyacının yer altı dünyasıyla girdiği ilişkiler sonucu yaşadıklarını konu ediyor. Nehrin kıyısında terkedilmiş bir deponun alt katında geçen oyunda, kimyacı Doc, bulduğu kimyasal bileşimlerle, Şef’in yolladığı cesetleri çözeltmektedir. Bu ona para kazandırır, ama özgürlüğü ve umutları yitip gitmiş, buna karşılık suçluluk duygusu artmıştır. Onu bu ruh halinden ve bataktan kurtulma ışığına yaklaştıran ise barda tanıştığı Ann adında genç bir kadındır. Ama nasıl bir ilişkiler sarmalı içinde kalmış olduğu oyunun ilerleyen dakikalarında anlaşılacaktır. Oyun, aydınların ve bilimadamlarının toplumda üstlendikleri örnek insan rolünün sorgulanması, para gücü karşısında feragat edilen değerler, suçu neyin doğurduğu gibi sorunsallar etrafında geziniyor. Kimyacı Doc, “hepimiz namussusuz, hepimiz herşeye karışmış durumdayız” diyor. Gerçekleri şu anda da bu şekilde görmek mümkün. “Uyarca”, yani uyaran mekanizma da soruyor zaten “…Entellektüeller özgürlük ve idealler ellerinden kaçtığında ne yapar?”. Şefin “…Suçluluk duygusu kendi kendine yarattığın bir hayaldir” açıklaması da bu vicdanen rahatlamayı sağlayan bir mazerettir açıkçası. Bütün sistemi ifade eden mantık ise “Haklı olduğuna inanmak kadar korkunç bir inanç yoktur” Zaman zaman üçüncü göz olarak seyirciyi oyunun içine çeken epik ögelerle oyunun kuru diyaloglar olarak gelişmesi engellenmiş. Usta oyuncuların bir dantel gibi işledikleri olay örgüsü, gerilim dozu giderek artan derecede seyirciyi tedirginliğe sürüklemeyi başarıyor. Ali Cem Köroğlu’nun gerçekçi ve iyi düşünülmüş, özenle uygulanmış dekor tasarımı yankılanan sesler ve efektlerle de kuvvetli bir anlatım oluşturuyor. Uyarca, sezonun en başarılı oyunlarından biri olmayı hakediyor.
|
|
|